Osmanlı Devleti Siyasi Tarihi

XVII. Yüzyıl Siyasi Olayları

Osmanlı Devleti’nin 17.yüzyılda Venedik, Rusya, İran, Lehistan ve özellikle de Avusturya ile birçok siyasi ilişkileri, antlaşma ve savaşları olmuştur.

Bu yazımızda Osmanlı ile bu devletler arasındaki siyasi olaylara yer veriyor olacağız.

OSMANLI-AVUSTURYA İLİŞKİLERİ

Avusturya hatırlanacağı üzere Osmanlı’ya vergi ödemekle yükümlüydü fakat Avusturya senelerce bu vergiyi ödememiş üstelik sınırlarda saldırılara devam etmekteydi.Bosna beylerbeyinin akınlar sırasında Hırvatistan’da öldürülmesi ise bardağı taşıran son damla olmuştu.

Bu durumlar Karadeniz’den Hırvat topraklarına kadar geniş bir cephede on dört yıl sürecek olan savaşları başlatmıştır.

Osmanlı Devleti’nin savaş ilan etmesiyle Avusturya, Erdel Prensliği, Eflâk ve Boğdan voyvodalıkları ile Lehistan gibi devletler haçlı ittifakı oluşturmuşlardır.

Haçova Meydan Muharebesi (1596) :

Haçlı ittifakının saldırısıyla Estergon Kalesi elden çıkmış ve Yeniçeriler artık bizzat III. Mehmet’in sefere çıkmasını istemişlerdi.

Haçova’da yapılan savaşı Osmanlı Devleti kazanmış, Eğri,Estergon ve Kanije kaleleri Osmanlı Devleti’ne bırakılmıştır.

Estergon Kalesi | Macaristan

1606 yılına kadar devam eden savaşlar sonrası, Avusturya’nın isyanlarla, Osmanlı Devleti’nin de doğuda Safeviler ile uğraşması üzerine iki devlet arasında 1606 Zitvatorok Antlaşması yapılmıştır.

Zitvatorok Antlaşması (1606) :

Bu antlaşma ile;

  • Osmanlı Devleti, Avusturya arşidükü için Sezar unvanı kullanacak,
  • Avusturya kralı ile Osmanlı Padişahı tekrar denk sayılacak,
  • Tarafların kazandığı topraklar kendilerinde kalacak,
  • Avusturya yıllık vergi ödemeyecek,
  • Tarafların ellerindeki esirler geri verilecek,
  • Eğri, Kanije ve Estergon Kalesi Osmanlı Devleti’nde kalacaktır.

Vasvar Antlaşması (1664) :

Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa’dan sonra yerini oğlu Köprülü Fazıl Ahmed Paşa almıştır. Bu dönemde Avusturya, Erdel işlerini bahane etmiş ve Osmanlı Devleti’ne karşı girişimlerde bulunmuştur. Avusturya üzerine sefere çıkan Fazıl Ahmed Paşa 1663’te Uyvar Kalesi’ni fethetmiştir.

💯 “Uyvar önünde bir Türk gibi kuvvetli” deyimi buradan gelmektedir.

1664’te yapılan Vasvar Antlaşması ile Erdel’deki Türk hâkimiyeti onaylanmıştır.

II. Viyana Kuşatması (1683) :

Avusturya’nın Macarlara baskı yapması üzerine Protestan Macarların lideri Tökeli İmre Osmanlı’dan yardım istedi. Bunun üzerine Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Viyana üzerine sefere çıktı.

Avusturya ise buna karşılık haçlılardan yardım istedi. Lehistan, Venedik ve Alman prenslikleri bu yardım talebini kabul etti.

1683 yılında maalesef Osmanlı ordusu bozguna uğratıldı ve kuşatma başarılı olamadı. Bu başarısızlıkta Lehistan’ın Avusturya’ya yardımı oldukça etkili olmuştur.

Kutsal İttifak Savaşları:

Viyana kuşatmasında Osmanlı Devleti’ni mağlup etmenin coşkusuyla Avrupalı Devletler, Osmanlı’yı artık Avrupa’dan atma vaktinin geldiğini düşünüyorlardı.

Papanın önerisiyle Avusturya, Lehistan, Rusya, Venedik ve Malta’nın dahil olduğu Kutsal İttifak kuruldu.

Savaşlar sonucunda Lehistan; Boğdan’ın bir bölümünü, Ruslar; Azak Kalesini, Venedik ise Sakız Adasını ele geçirdi.

Köprülü Fazıl Mustafa Paşa’nın sadrazamlığında biraz toparlanmaya başlayan Osmanlı Devleti, Belgrad ve Niş’e tekrar hakim olduysa da Salankamen’de ve Zenta’da yenilgiye uğradığı için 1699 yılında Karlofça Antlaşması’nı imzalamak zorunda kaldı.

Karlofça Antlaşması (1699) :

Bu antlaşma ile 16 boyunca süren Kutsal İttifak savaşları sona erdi.

Avusturya, Lehistan ve Venedik ile imzalanan bu antlaşma ile;

  • Avusturya; Macaristan (Temeşvar hariç) ve Erdel’i aldı.
  • Lehistan; Podolya ve Ukrayna’yı aldı.
  • Venedik; Mora ve Dalmaçya kıyılarını aldı.
Karlofça Antlaşması Orjinal Metni

İstanbul Antlaşması (1700) :

Karlofça Antlaşması’nda sadece müzakerelere katılan Rusya, tam yetkili olmadığı için Karlofça Antlaşması’nı imzalamamıştır. Rusya ile daha sonra 1700 tarihinde İstanbul Antlaşması yapılmıştır.

Bu antlaşma ile;

  • Karadeniz’in kıyısındaki Azak Kalesi Rusya’ya bırakılmıştır.
  • Rusya İstanbul’da daimi elçi bulundurma hakkı kazanmıştır.

OSMANLI-İRAN İLİŞKİLERİ

16. ve 18. yüzyıllar arasındaki Osmanlı-İran (Safevi) ilişkilerinin kaderini jeopolitik, ekonomik ve dini faktörler belirlemiştir. Bu faktörler iki devlet arasındaki ilişkilerde önemli rol oynamıştır.

Meşaleler Savaşı (1583) :

İran hükümdarı Şah Tahmasb’ın ölümüyle tahta geçen Şah II. İsmail Osmanlı’ya karşı olumsuz faaliyetler içine girmiş ve Anadolu’daki Şii propagandası artmaya başlamıştır.

Bunun üzerine Lala Mustafa Paşa, 1578’de İran birliklerini yenilgiye uğratmıştır.

1583 yılına kadar süren mücadelelerden sonra Özdemiroğlu Osman Paşa, İran ordusunu yenmiştir. Bu zaferle Osmanlı Devleti, Dağıstan ve Gürcistan’ın güvenliğini sağlamıştır.

💯 Bu savaş meşaleler yakılarak gece de devam ettiği için “Meşaleler Savaşı” denilmiştir.

Ferhat Paşa Antlaşması (1590) :

Osmanlı Devleti 1585’te Tebriz’i, 1588’de de Karabağ’ı almıştır. 1590 yılına kadar ise Gürcistan, Şirvan ve Dağıstan’ı ele geçirmiş ve Hazar kıyılarına kadar ulaşmıştır. Ayrıca Doğu’da da sıkıntılar çeken İran, Osmanlı Devleti’nin şartlarını kabul ederek barış yapmak zorunda kalmıştır.

1590 yılında imzalanan Ferhat Paşa Antlaşması İran ile Osmanlı Devleti’nin üstünlüğünü kabul etmiştir.

Bu antlaşma ile;

  • Tebriz, Karabağ, Gence, Gürcistan, Nihavend, Luristan ve Şehrizor Osmanlı’da kalmıştır.
  • İran’daki Sünnilere baskı yapılmaması kararlaştırılmıştır.

Nasuh Paşa Antlaşması (1612) :

Osmanlı’ya ipek ticaretini yasaklayan İran, Osmanlı Devleti’nin isyanlarla uğraşmasından yararlanarak Şirvan, Azerbaycan ve Gürcistan’ı geri almıştır.

Anadolu’da devlet otoritesini yeniden sağlayan Sadrazam Kuyucu Murad Paşa İran üzerine yürümüş ve Şah Abbas, Osmanlı Devleti’nden barış istemiştir.

İki devlet arasında 1612 Nasuh Paşa Antlaşması’na göre;

  • 1555 yılında imzalanan Amasya Antlaşması’ndaki sınırlara geri dönülmüştür.
  • İran, Osmanlı Devleti’ne yıllık iki yüz deve yükü ipek ödemeyi kabul etmiştir.

Serav Antlaşması (1618) :

İran 1615 yılından itibaren Nasuh Paşa Antlaşması’nın hükümlerine uymamış ve iki devlet arasında yapılan savaşta İran Şahı bir kez daha barış istemiş ve bunun üzerine Serav Antlaşması imzalanmıştır.

Bu antlaşma ile Nasuh Paşa’da kabul edilen iki yüz deve yükü ipek, yüz deve yüküne indirilmiştir. Bu antlaşma kısa süreli bir müzakere olarak kalmıştır.

Kasr-ı Şirin Antlaşması (1639) :

1623 yılında İran hükümdarı Şah Abbas, Osmanlı içindeki karışıklıklardan yararlanmış, Bağdat ve bütün Irak’ı geri almıştır. 1625 ve 163 yıllarında Bağdat’ı İran’dan alma girişimleri sonuçsuz kalmıştır.

Devlet içerisinde otoriteyi sağlayan IV. Murad ordunun başına geçerek İran üzerine yürümüş ve 1635 yılında Revan’ı, 1638 yılında ise Bağdat’ı geri almıştır. (Irakeyn Seferi)

Bu zafer sonrası Osmanlı Devleti ile İran arasında 1639 yılında Kasr-ı Şirin Antlaşması imzalanmıştır.

Bu antlaşma ile;

  • Bağdat, Basra ve Şehrizor Osmanlılarda kalırken Revan ise İran’a bırakılmıştır.
  • İran; Irak, Kars, Ahıska ve Van’a saldırmayacaktır.

OSMANLI-LEHİSTAN İLİŞKİLERİ

Osmanlı Devleti ile Lehistan arasında III. Murat döneminden beri dostça süren ilişkiler 17. yüzyılın ilk çeyreğinde bozulmaya başlamıştır.

Bunun nedeni ise Kırım Hanı’nın Lehistan üzerine seferler yapması ve Lehistan’ın denetiminde buluna Kazakların Osmanlı sahillerini vurmasıdır.

Hotin Seferi (1621) :

Lehistan’ın, Eflâk ve Boğdan’daki Osmanlı egemenliğine karşı bazı girişimlerde bulunması ve saydığımız diğer nedenlerle Sultan II. Osman (Genç Osman) Lehistan üzerine sefere çıkmıştır.

Genç Osman Hotin Kalesi’ni almak istemiş fakat Yeniçeriler’in isteksiz tavırları nedeniyle kale alınamamıştır. II. Osman bu sırada gelen barış teklifini kabul etmiş ve Hotin Kalesi, Osmanlı Devleti’ne bırakılmıştır.

Hotin Savaşı’ndaki gayretsizlikleri nedeniyle II. Osman, Kapıkulu Ocaklarını kaldırmak istedi. Ancak padişahın yapmak istediği ıslahatlardan rahatsız olan kesimlerin isyanıyla padişah tahttan indirildi ve kapıkulları tarafından Yedikule Zindanlarında öldürüldü. (Tufan Gündüz, Osmanlı Tarihi El Kitabı, s.112 | MEB Tarih 11, s.20)

Genç Osman’ın Yedikule Zindanlarında öldürüldüğü yer

Bucaş Antlaşması (1672) :

IV. Mehmet döneminde Ruslarla Lehler işbirliği yapmış ve Lehistan Ukrayna‘yı işgal etmişti. Bunun üzerine Ukrayna’yı yöneten Kazaklar Osmanlı Devleti’nden yardım istemiş ve IV. Mehmed, Lehistan üzerine sefere çıkarak Kamaniçe’yi fethetmiş ve Podolya’ya hâkim olmuştur.

Bu savaşlar sonucunda 1672 yılında Bucaş ve 1676’daki Zoravna Antlaşmaları imzalanmış; Podolya ile Kamaniçe Osmanlı Devleti’ne, Ukrayna da Osmanlı himayesindeki Kazaklara bırakılmıştır.

💯 Bugün bile devam Ukrayna – Rusya krizinin kökleri Osmanlı duraklama döneminde kadar uzanmaktadır.

OSMANLI-RUSYA İLİŞKİLERİ

Bu dönemde Osmanlı ile Rusya arasındaki sürtüşmenin nedeni Çehrin Kalesi olmuştur.

Bahçesaray (Çehrin) Antlaşması (1681) :

Ukrayna’yı yöneten Kazak Beyi ile Rusya’nın işbirliği yapması sonucu Çehrin Seferi‘ne çıkılmıştır.

Osmanlı Devleti’nin Rusya’ya ait bazı kaleleri ele geçirmesi üzerine Rusya barış istemiş ve Bahçesaray Antlaşması imzalanmıştır.

OSMANLI-VENEDİK İLİŞKİLERİ

Bu dönemde Osmanlı Devleti ile Venedik arasında denizlerde üstünlük mücadelesi başlamıştı.

IV. Murat döneminde Venedik yönetimindeki Girit adeta bir korsan yatağı haline gelmişti.Bu nedenle Osmanlı’nın Venedik ile ilişkileri bozulmaya başlamıştı.

Korsan faaliyetlerin artması sonucu Osmanlı donanması, 1645 yılında Girit’i kuşatmış ve tam 24 sene sonra 1669 yılında ise Girit Adası tamamen Osmanlı’nın eline geçmiştir.


Bu bilgiler MEB ve Akademik kaynaklar referans kullanılarak hazırlanmıştır.


Görsel Kaynakları:
https://www.youtube.com/watch?v=5XzILe8V-fI
https://www.trthaber.com/haber/kultur-sanat/estergon-kalesi-incelendi-145312.html
https://antlasmalar.com/karlofca-antlasmasi/
http://www.istanbullite.com/images/406_GENC_OSMANIN_YOLU.jpg

Cevap Yok

Tartışmaya Katılın

Abonelerimiz Arasına Katıl

Sitemize abone olarak en son ders ve yazılardan haberdar olabilirsiniz.

Abone Olduğunuz İçin Teşekkürler...

Bir şeyler ters gitti :(