Blog

24 Şubat: Yeniden Doğuş Hikâyesi

Trabzon… Tarihin derin izlerini taşıyan, Karadeniz’in incisi bu şehir, Birinci Dünya Savaşı’nın en acımasız sayfalarından birini yaşadı. 18 Nisan 1916’da Rus işgaline uğrayan Trabzon, iki yıl boyunca acı, göç ve yıkımla boğuştu. Ancak 24 Şubat 1918’de Türk ordusunun şehre girmesiyle, halkın direnci ve vatan sevgisi zafer kazandırdı. İşte bu tarih, Trabzon’un yeniden özgürlüğe kavuştuğu, umudun filizlendiği bir dönüm noktası oldu.

İşgalin Gölgesinde Bir Şehir

1916 yılı başlarında Rus ordusu, Doğu Anadolu’yu işgale başlamıştı. Trabzon’a denizden ve karadan yönelen saldırılar, şehrin savunmasını çökertti. Vali Cemal Azmi Bey’in şehri terk etmesiyle birlikte, Rus askerleri 18 Nisan’da Trabzon’a girdi. Ancak işgalden önceki iki gün, yerli Rum ve Ermeni çeteleri tarafından şehir talan edildi. Evler yakıldı, camiler tahrip edildi, insanlar göç yollarına düştü.

Müslüman Türkler, Rus zulmünden kaçmak için batıya doğru göç etmek zorunda kaldı. Yollarda açlık, hastalık ve ölümle mücadele eden binlerce insan, “muhacirlik” denen bu zorunlu yolculukta hayatta kalmaya çalıştı. Trabzon, adeta bir hayalet şehre dönüştü.

24 Şubat 1918

Rusya’da 1917’de patlak veren Bolşevik İhtilali, Trabzon’un kaderini değiştirdi. Rus ordusu, Erzincan Mütarekesi’yle bölgeden çekilmeye başladı. Ancak geride bıraktıkları boşluğu Ermeni çeteler doldurdu. Türk ordusu, bu kez Ermeni milislerle mücadele ederek ilerledi. 37. Tümen Komutanı Miralay Hamdi Bey’in öncülüğündeki birlikler, 18 Şubat’ta Akçaabat’a girdi. Altı gün sonra, 24 Şubat’ta Türk askerleri Trabzon’a ulaştı.

O gün, şehirde yaşananları anlatan tanıkların ifadeleri yürek burkuyor:

“Türk askerleri Ortahisar’a ulaştığında, halk dualarla karşıladı onları. Yıllardır özlemle bekledikleri ana vatanlarına kavuşmanın sevinciyle toprağı öptüler, şükür namazları kıldılar. Ama geri döndüklerinde gördükleri manzara içler acısıydı: Evleri yıkılmış, sokaklar hastalık ve pislik içindeydi.”

image 54

Enkazın Altından Yeniden Doğmak

Trabzon’un kurtuluşu, acıların sonu değil, yeni bir mücadelenin başlangıcıydı. Ruslar çekilirken şehri adeta bir enkaz yığınına çevirmişti. Camiler ahır yapılmış, mezarlar talan edilmiş, su kuyuları kirletilmişti. Halk, açlık ve tifo gibi salgınlarla boğuşuyordu. Gazeteci Ahmet Refik’in 1918’deki gözlemleri şöyle:

“Trabzon’da hayat yavaş yavaş canlanıyordu. Kadınlar, çocuklar, tarlalarda ellerindeki bellerle toprağı kazıyordu. Ama yüzleri solgun, giysileri yırtıktı. Genç erkekler cephedeydi; geride kalanlar ise yaşlılar ve çocuklardı.”

Osmanlı Hükümeti, şehrin yeniden inşası için çabaladı. Yollar tamir edildi, elektrik hatları döşendi, liman genişletildi. Ancak en büyük destek, halkın azminden geldi. Muhacirler, evlerinin enkazını temizledi, tarlalarını yeniden ekti, çocuklarını okula gönderdi. Trabzon, yaralarını sarmak için direndi.

Unutulmayan Acılar ve Travmalar

İki yıllık göçün ardından memleketlerine dönen muhacirler, büyük bir şok yaşadı. Kimi evinin yerini bile tanıyamadı, kimi sevdiklerinin mezarını bulamadı. Rus işgali sırasında Rum ve Ermenilerin yağmaladığı eşyalar, pazarlarda satılıyordu. Trabzonlu yazar Muzaffer Lermioğlu’nun anılarında, bu acı gerçek şöyle yansıyor:

“Rum kadınlar, Türk evlerinden çaldıkları mangalları, karyolaları Kadınlar Pazarı’nda satıyordu. Bizimkiler ise açlıktan ağaç kabuğu yiyordu.”

Hükümet, geri dönenlere tohumluk mısır dağıttı, iaşe komisyonları kurdu. Ancak salgın hastalıklar kol geziyordu. Hilal-i Ahmer (Kızılay) ekipleri, frengi ve tifodan kırılan halka yardım elini uzattı. Trabzon’un kurtuluşu, fiziksel olduğu kadar ruhsal bir iyileşme sürecini de gerektiriyordu.

Bugünün İzinde Bir Tarih Yolculuğu

24 Şubat, Trabzon için yalnızca bir kurtuluş günü değil; direniş, sabır ve umudun simgesidir. Her yıl düzenlenen anma törenlerinde, şehitler dualarla anılır. Ortahisar Camii’nde okunan mevlitler, sokaklarda çalınan davullar, bu tarihin hafızalardaki canlılığını korur.

Bugün Trabzon’un sokaklarında dolaşırken, işgal döneminden kalan izler hâlâ görülebilir: Maraş Caddesi’ndeki geniş yollar, Rusların askeri tahkimat için yıktığı evlerin hatırasını taşır. Ayasofya Müzesi’nin duvarlarındaki kurşun izleri, o karanlık günleri fısıldar. Ancak şehir, bu acıları bir gurur vesilesine dönüştürmüştür.

Tarihten Alınan Dersler

Trabzon’un kurtuluşu, sadece bir askeri zafer değil; halkın birlik ve dayanışmasının zaferidir. Bu tarih bize şunu öğretir: Vatan sevgisi, en karanlık anlarda bile umudu yeşertir. Bugün, 24 Şubat’ı anarken, sadece geçmişi hatırlamıyoruz; geleceğe daha güçlü bakmak için ilham alıyoruz.

Trabzon, işgalin yıkıntılarından doğan bir anka kuşu gibidir. Kanatlarını her açışında, Karadeniz’in hırçın dalgalarına meydan okur…

Abonelerimiz Arasına Katıl

Sitemize abone olarak en son ders ve yazılardan haberdar olabilirsiniz.

Abone Olduğunuz İçin Teşekkürler...

Bir şeyler ters gitti :(