Cumhuriyet’in ilk yılları, sadece bir devletin yeniden inşası değil, aynı zamanda hem içeriden hem dışarıdan gelen türlü baskı ve tehditlerle mücadele dönemidir. Bu mücadelelerin en erken örneklerinden biri ise 1924’te yaşanan Nasturi Ayaklanmasıdır. Peki bu isyan nasıl ortaya çıktı? Kimler destekledi? Neden bastırıldı? Tüm bu sorulara, tarihsel belgeler ışığında yanıt veriyoruz.
Nasturiler Kimdir?
Nasturiler, Hz. İsa’nın doğasıyla ilgili farklı bir inanç anlayışına sahip olan Hristiyan bir topluluktur. İnançlarının temelini, 5. yüzyılda İstanbul Patriği olan Nestorius’un görüşleri oluşturur. Nestorius, İsa’nın Tanrı değil, insan olarak doğduğunu ve Tanrılığının sonradan geliştiğini savunmuştur. Bu görüşü nedeniyle aforoz edilmiştir ve kendisine inananlar da “Nasturi” olarak anılmıştır.
Tarihi kökenleri Mezopotamya’ya kadar uzanan Nasturiler, zamanla Osmanlı topraklarına, özellikle Hakkâri çevresine yerleşmişlerdir. Osmanlı’nın millet sistemi sayesinde kendi inançlarını yaşama özgürlüğü bulmuşlar, ancak zamanla farklı din ve etnik gruplarla yaşadıkları gerilimler ve özellikle Batılı devletlerin etkisiyle huzurlarını kaybetmişlerdir.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e: İsyanların Arka Planı
Nasturiler, Osmanlı’nın son dönemlerinde iki kez önemli isyan girişiminde bulunmuşlardır. İlki 1915’te I. Dünya Savaşı sırasında Rusların kışkırtmasıyla başlamış, ikincisi ise 1924’te yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı gerçekleşmiştir.
Her iki isyanın da arkasında güçlü dış bağlantılar vardı. En dikkat çekeni ise İngiltere’nin etkisiydi. İngilizler, özellikle Musul petrolleri üzerinde hakimiyet kurmak amacıyla Nasturileri bir araç olarak kullanmışlardır. “Bağımsızlık” ve “devlet kurma” vaatleriyle harekete geçen Nasturiler, çoğu zaman bu vaatlerin yalnızca birer kandırmaca olduğunu savaş meydanlarında anlamışlardır.
Misyoner Faaliyetleri: Bir İsyanın Tohumları
- yüzyıldan itibaren özellikle Amerikan ve İngiliz misyonerleri bölgede yoğun faaliyet göstermeye başlamıştır. Okullar, kiliseler ve hastaneler kuran misyonerler, sadece din değil, aynı zamanda siyasi bilinç ve kimlik kazandırma çabası içerisindeydi. Nasturileri “ayrı bir ırk” olarak tanımlamaları, onların zihin dünyalarında da farklılık ve ayrışma duygusunu pekiştirdi.
Bu süreçte özellikle Nasturiler ile Kürtler arasında yaşanan anlaşmazlıklar büyümüş, eski dostluk yerini karşılıklı çatışmalara bırakmıştır. İngiltere ve diğer büyük güçler ise bu etnik-dini ayrımları kendi çıkarları doğrultusunda ustalıkla kullanmıştır.
Lozan ve Musul: İsyanı Tetikleyen Dinamik
Cumhuriyetin kurulmasının ardından Musul meselesi Türkiye ile İngiltere arasında bir düğüm haline gelmişti. Lozan’da çözülemeyen bu sorun, Haliç Konferansı’na taşındı ancak burada da sonuç alınamadı.
İngiltere, Nasturiler aracılığıyla Türkiye’yi zor duruma düşürmek, bu sayede Musul’un kendi mandasındaki Irak’a bırakılmasını sağlamak istiyordu. Bu süreçte Nasturiler yeniden kışkırtıldı, silahlandırıldı ve 7 Ağustos 1924’te isyan başladı.
Nasturi İsyanı: Bir Devlete Karşı İlk Başkaldırı
İsyan Hakkâri bölgesinde patlak verdi. Hakkâri Valisi Halil Rıfat Bey’in bulunduğu konvoya pusu kuruldu, bir binbaşı ve üç jandarma şehit edildi. Vali kısa süre esir alındı. Bu olay, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı ilk silahlı başkaldırı olarak tarihe geçti.
İsyanın bastırılması için hükümet hızlıca harekete geçti. 7. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Paşa komutasında bir harekat başlatıldı. Eylül 1924’te başlayan operasyonlarla isyan kısa sürede bastırıldı.
İsyanın Ardındaki Gerçek: İngiltere’nin Musul Politikası
İngiltere için bu isyan, Musul’u elinde tutmak adına oynadığı politik oyunların bir parçasıydı. Nasturiler, bir piyon gibi kullanılmış, devlet kurma hayalleriyle kandırılmış ve sonunda da kaderlerine terk edilmişlerdir.
Nasturiler, Lozan’da azınlık statüsü bile kazanamamış, İngilizler tarafından desteklenmelerine rağmen kendi topraklarına dönememiş, bir kısmı Irak kamplarına, bir kısmı ise Batı ülkelerine gönderilmiştir.
Bir Hayalin Yıkılışı
Nasturi İsyanı, yalnızca bir azınlık topluluğunun başkaldırısı değil, aynı zamanda emperyalist güçlerin sömürgeci politikalarının açık bir yansımasıdır. Türkiye Cumhuriyeti ise henüz ilk yılında bu tarz bir sınavla yüzleşmiş ve devlet otoritesini korumayı başarmıştır.
Tarihten alınacak en büyük ders, bağımsızlık hayalinin ancak kendi halkının desteğiyle mümkün olacağıdır. Dış güçlerin çıkarları uğruna başlatılan hiçbir isyan, halkı özgürlüğe değil, daha büyük yıkımlara götürmüştür.
Kaynakça
- Öztaş, S. & Şentürk, B. (2024). Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı ilk isyan: Nasturi İsyanı. HUMANITAS – Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, 12(24), 316–334. https://doi.org/10.20304/humanitas.1528481
- Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi
- T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri (BOA, BCA)
- Anzerlioğlu, Y. (1996). Nasturiler ve 1924 Ayaklanması. Hacettepe Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi.
- Kılıç, S. (2008). Musul Sorunu ve Lozan. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi.
- Bayburt, D. (2010). Lozan Barış Konferansı ve Musul Meselesi Görüşmelerinde Nasturilerin Durumu.
- Dinçel, Y. (2022). Stratejik İstihbarat Kapsamında Nasturi İsyanlarının Değerlendirilmesi.


