Mekan

Türk Tarihinde Görülen Nadir Bir Yapı: İshak Paşa Sarayı

Türk Tarihinde Görülen Nadir Bir Yapı: İshak Paşa Sarayı

Şehre hakim tepelerin üstünde şato tipinde bir saray… Yapımı neredeyse bir asır süren İshak Paşa Sarayı, tarih boyunca Türk devletlerinde görülmemiş bir yapıya ve mimariye sahip. Saray, birbirinden farklı gizemler içeriyor. Doğrusu yapıldığı yıllarda böyle bir sarayın inşasının nasıl yapıldığı insanı şaşırtıyor.

Bir Asır Süren İnşa

İshak Paşa Sarayı, Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinin yaklaşık 7 kilometre güneydoğusunda bulunmaktadır. Şehri tamamen gören bir tepenin üstüne inşa edilen bu şaheserin yapımı 1685 senesinde Çıldır Atabeklerinden Çolak Abdi Paşa tarafından başlatılmıştır. Sarayın inşası neredeyse bir asır sürmüş ve 1784 senesinde Küçük İshak Paşa zamanında tamamlanmıştır. Bu nedenle sarayın adı İshak Paşa Sarayı’dır. İshak Paşa, o dönemde bölgeyi hakimiyeti altında tutan Çıldır Hanedanı’na mensup olan Hasan Paşa’nın oğludur. Aynı zamanda hem II. Mehmed zamanında, hem de II.Beyazıt zamanında sadrazamlık yapmış olan bir Osmanlı devlet adamıdır.

Rus İşgalinin Ardından Yeniden Türk Hakimiyeti

Sarayın ihtişamı ve görkemi, İshak Paşa’nın Osmanlı Hanedanlığı ile rekabet içerisinde olduğunun göstergesidir. Zaten çok geçmeden, İran elçisini bu sarayda ağırlayıp kendi rekabetini açık edercesine konuşması İshak Paşa’nın Hasankale’ye sürgün edilmesine yol açacaktır. İshak Paşa, sürgün edildiği yerde vefat edecek ancak sarayı tüm görkemi ile kalacaktır. Birinci Dünya Savaşı patlak verene dek, Beyazıd sancağı İshak Paşa Sarayı’ndan yönetilmiştir.

1877 senesinde Osmanlı – Rus Savaşı nedeni ile saray, Rus işgali sonucu Osmanlı topraklarından çıkmıştır. Ancak Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Osmanlı bu toprakları tekrar alacaktır. Bu tarihten itibaren İshak Paşa Sarayı, eski namını yitirecek ve bir daha önemli bir yerleşim alanı olma niteliği kazanamayacaktır.

Yıkılan Sarayın Restorasyonu

1950’li yıllardan itibaren saray, mimarisi nedeniyle dikkatleri üzerine çekmiş ve tanınmaya başlamıştır. Çünkü bu saray, Türk mimarisinde çok görülmeyecek bir tarzda, şato şeklindedir. 1960’lı yıllarda Müzeler Genel Müdürlüğü’nde görev yapmakta olan Mahmut Akok, yapının detaylı bir planını çıkarmıştır. Bu büyük adımın ardından, sarayın restorasyonuna başlanmıştır.

Sarayın Planı

Saray; dönemin yerleşim yerine 7 kilometre uzaklıktadır. Yaklaşık 7600 m2’lik bir alanın üzerine inşa edilmiştir. Saray üç ana bölümden oluşmaktadır ve bu bölümler yan yana konumlandırılmıştır. Sarayın bazı bölümleri üç katlıyken, bazı bölümler ise iki ya da tek katlıdır. Saray doğu – batı yönlerinde uzanmıştır, sarayın giriş kapısı ise doğu cephesinde yer almaktadır. Doğu cephesi ise savunması en zor olan yerdir.

Sarayın, Karaburun tepesi üzerine kondurulmuş bir terası ve iki adet avlusu vardır. Bu avluları çeşitli yapılar çevrelemekte ve sarayı oluşturmaktadır. Avluların cepheleri özenle işlenmiş motiflerle kaplıdır.

İshak Paşa Sarayı’nda, bir sarayda olması gereken tüm bölümler vardır: Aşevi, hamam, harem, eğlence yerleri, mahkeme salonu, cami, oturma odaları, hizmet odaları, erzak dolapları, muhafız odaları, uşak odaları, cephanelik, bodrum. Böylesine detaylı bir sarayın inşa ettirilmiş olması ve görkemli süslemelere sahip olması, İshak Paşa’nın rekabetine işaret etmektedir.

Tahribatın Ardından Ayakta Kalan Camii

Saraydan günümüze en sağlam kalan kısım camiidir. Kalan bölümler ise harap haldedir, restorasyonla dahi birçok bölüm kurtarılmamıştır. Camiinin tahrip edilmemesinin sebebi, dini açısından kutsal bir yer olmasıdır. Bu nedenle günümüze dek sağlam bir şekilde ayakta durabilmiştir. Tek kubbeli bu camiinin minaresi iki farklı renkte taş ile örülmüştür, bu da camiyi farklı kılan bir unsur olmuştur.

Barok Tarzda Geleneksel Bir Osmanlı Sarayı

Saray yapı olarak geleneksel Türk saraylarının ana prensiplerine uysa da, mimari tarz olarak farklıdır. Sarayın birden çok aşamalı olması bunun bir örneğidir. Aynı zamanda sarayın cephe ve kapı işlemelerinde Selçuklu mimarisinin çizgileri kullanılmıştır. Saray mimari açıdan tam bir doğu – batı sentezi özelliği taşımaktadır. Avrupa’nın Barok üslubu ile Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin harmanlanmış bir örneğidir.  

Tarihte Daha Önce Benzeri Görülmemiş Bir Uygulama: Sarayda Merkezi Isıtma

Tüm bunlar bir yana, saraya dair bir başka ilginç detay bulunmaktadır: merkezi ısıtma sistemine sahip olması. Sarayın taş duvarlarının arasında boşluklar bulunması, kalorifer sistemine benzer bir ısıtma sistemi ile sarayın ısıtmasının sağlandığını göstermektedir.

Ağrı Dağı’nın karlı tepesini gören bu saraya ulaşım özel araç ile Doğubayazıt’tan yaklaşık 15 dakika sürmektedir. Yolu Ağrı’ya düşenlerin, tarihimizde ender bir örnek olan bu sarayı ziyaret etmeleri onlar büyüleyecektir. Çünkü dağların tepesinde böylesine bir saray, bir daha görülmesi zor bir örnektir.


Kapak Görseli: https://tr.pinterest.com/trtavaz/

Tartışmaya Katılın

Abonelerimiz Arasına Katıl

Sitemize abone olarak en son ders ve yazılardan haberdar olabilirsiniz.

Abone Olduğunuz İçin Teşekkürler...

Bir şeyler ters gitti :(