Blog

Dünyanın Paylaşamadığı Yer: Kudüs

Dünyanın Paylaşamadığı Şehir: Kudüs

Ortadoğu’daki çoğu sorunun orta noktasında yer alan Kudüs, 50 senedir işgal altında. Hem siyasi hem de dini bir şehir olduğu için Kudüs’ün hem dinler hem de büyük devletler için önemi büyük. Peki, Kudüs neden sürekli kaosa neden oluyor? Çoğu insan Kudüs’ün taşıdığı öneme vakıf, ancak Kudüs ile ilgili detaylardan bihaber. Bu yazımızda Kudüs’ün tarihinden ve üç semavi din için olan öneminden bahsedeceğiz.

Tarihin En Kadim Şehirlerinden Biri

Kudüs, birçok toplumun gelip geçtiği, dünyanın en kadim şehirlerinden biridir. Senelerdir birçok savaşın doğduğu Ortadoğu’daki Kudüs birçok kez yıkılıp yeniden inşa edilmiştir. Kudüs’ün ilk inşasının tarihi tam olarak bilinemese de, tarihçiler Mescid-i Haram’dan 40 sene sonra inşa edildiğini belirtmektedir. Kudüs kurulmadan evvel tamamen çöl olduğu söylenmektedir. Milattan 3000 sene önce bu çöle ilk ayak basanlar Arap Kenaniler olmuştur. Zamanla insanlar Arap yarımadasının kuzeyine doğru, daha sonra da Ürdün’e doğru inmişlerdir. Yaşanan göçler sonucu ise Kudüs kenti, Akdeniz’e doğru genişlemiştir. Bu dönemlerde şehrin adı Yebus’tur. Birçok kez Mısırlılar ve İbrani kabileler tarafından saldırıya uğrayan şehri, Arap Kenaniler savunmuştur.

Zaman içerisinde İslam fetihleri başladı. Bu fetihlerden Kudüs de etkilenecek ve Müslümanların himayesine girecekti. Bu fethin temel sebebi, Kabe ile Mescid – i Aksa arasında dini bir bağ olmasıdır. Hz. Ömer, şehri fethedince, artık şehrin adı Kudüs olmuştur.

Hz. Ömer’in himayesinin ardından Emeviler Kudüs’e hükmetmiştir. Kudüs, bu yıllarda gelişmiştir. Çünkü Emeviler, Kudüs’e önem vermiştir. Ardından Abbasiler, Kudüs’ü almıştır. 1071 yılında ise Türkler ilk kez Kudüs’e ayak basacak ve Kudüs’ü fethedeceklerdir, ancak bu fetih kalıcı olmayacaktır. Haçlılar Kudüs’ü işgal edecektir.

1187 senesine gelindiğinde, Eyyubi hanedanının kurucusu olan Selahaddin Eyubbi, Kudüs’ü fethederek bu fethi tarihe büyük harfler ile yazdırmıştır. Çünkü şehir, haçlı istilasından kurtarılmıştır. Ancak Selahaddin Eyyubi’nin ölümünden sonra kent Fransız işgaline uğrayacak, 11 sene boyunca İngiliz himayesinde kalacaktır. Bir dönem Kudüs yeniden Müslümanlar tarafından fethedilse de bu kez Moğolların saldırısına uğrayacaktır.

400 Yıl Süren Osmanlı Hakimiyeti

1517 senesine dek Kudüs sürekli farklı milletler tarafından ele geçirilmek istenmiş ve bu nedenle şehirde sürekli huzursuzluk rüzgarları esmiş ve yıkım olmuştur. 1517 senesinde Osmanlı İmparatorluğu Kudüs’e adım atacak ve 400 senelik bir istikrar getirecektir. Yavuz Sultan Selim, Mısır’ı fethe giderken, Kudüs’ü de Osmanlı topraklarına katmıştır. O zamana dek Kudüs ve Filistin Mısırlılara da hakim olan Memluklerin elindeydi. Yavuz Sultan Selim Mısır’ı da Osmanlı topraklarına katarak tarihimizin en şanlı fetihlerinden birine imza atmıştır. Kudüs, Osmanlı himayesi altındayken yenilenmiştir. Bilhassa Kanuni Sultan Süleyman, Kudüs’ü bayındır haline getirmiştir.

Yeni Bir Devlet ve Dinmeden Akan Kan

Osmanlı’nın Kudüs’teki hükümranlığı, Birinci Dünya Savaşı sırasında 1917’de son bulmuştur. İngilizler bu şehri ele geçirmişlerdir ve Kudüs artık bir İngiliz mandası olmuştur. Aynı zamanda da Kudüs artık Filistin’in başkenti olmuştur. Ancak kaos hala bitmeyecektir. 1948’de İngilizler Kudüs’ten çekildiklerinde burada yeni bir devlet kurulacaktır: İsrail.

14 Mayıs 1978 tarihinde Orta Doğu kaderini yaşamaya devam edecek, yine savaşlar başlayacaktır. Bu kez savaşın tarafları Araplar ve İsrail’dir. İsrail, Filistin’in %80’ini işgal edecektir. Kudüs, işte o zaman Şeria nehri ortadan geçecek şekilde ikiye ayrılmıştır. Batı Şeria İsrail’in işgalinde kalırken, şehrin doğusu Müslüman Arapların yönettiği Ürdün’de kalmıştır.

Ancak İsrail, Kudüs’ün tamamını istemektedir. Bu nedenle 1967’de İsrail, Kudüs’ün doğusunu işgal etti. Altı Gün Savaşları olarak tarihe geçen bu kara günlerden itibaren Kudüs, İsrail işgali altında bulunmaktadır. 1980 yılında ise Kudüs’ün tamamını başkent ilan etmiştir ve hiçbir devlet bu başkenti tanımamıştır. Çünkü şehrin doğusunda halen Müslümanlar bulunmaktadır.

Öbür yandan ise, Filistinliler yüzyıllardır süregelen savaşlardan ayırılıp ileride kuracakları tam bağımsız devlet için Kudüs’ü başkent olarak istemektedirler.

İsrail ve Filistin’in Kudüs mücadelesine birkaç adım geriye atıp uzaktan bakıldığında aslında tablonun bundan daha büyük olduğu fark edilmektedir. Aslında senelerdir İsrail adı altında Batı dünyası, Filistin adı altında ise Müslüman Araplar (her ne kadar bazı Müslüman(!) devletler gözlerini kapasa dahi) savaş vermektedir.

Üç Dinin Buluştuğu Nokta Olmanın Zorlukları

Bu şehir, üç semavi din olan İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik için önem taşımaktadır. Çünkü Kudüs’te üç din için kutsal sayılan yerler bulunmaktadır. Kutsal yerler ne yazık ki Kudüs tarihinin kanla yıkanmasına sebebiyet vermiştir.

Kudüs Hangi Din İçin Ne İfade Ediyor?

Kudüs’ün içinde bulunan yüzlerce yıllık Eski Kent; Hristiyan, Yahudi, Müslüman ve Yahudi mahalleleri olmak üzere 4 mahalleden oluşuyor. Tarihi Eski Kent’te kutsal yerler bulunmaktadır, bu nedenle kentin etrafı taş duvarlar ile sarılarak şehirden ayrıştırılmıştır. Müslümanlar için en kutsal yerlerden biri olan,  Mescid-i Aksa ve Kubbet’üs Sahra’yı içerisinde barındıran Harem-üş-Şerif bu taş duvarlarla çevrilmiş Eski Kent’te bulunmaktadır. Hz. Muhammed’in göğe yükseldiği kutsal yerdir ve aynı zamanda Müslümanların ilk kıblesidir.

Mescid – i Aksa’ya çok yakın bir noktada ise Yahudilik için büyük anlam ifade eden Ağlama Duvarı yer almaktadır. Burası, Hz. Süleyman tarafından yaptırılan Süleyman Mabedi’nin ayakta kalmış olan tek duvarıdır. Yahudiler, mabedin yıkılma yıldönümünde bu duvara gelerek dini ritüellerini gerçekleştirirler.

Müslümanlar ve Yahudiler için kutsal olan yukarıda sayılan yerlerin bulunduğu eski kent, Doğu Kudüs’te yer almaktadır. Filistin topraklarında olan bu yerler, yıllarca İsrail saldırısına uğramıştır ve uğramaya devam etmektedir.

Kudüs’ün Hristiyanlar için önemi ise, burada Kutsal Kabir Kilisesi’nin yer almasıdır. Bir diğer adı ile Yeniden Diriliş Kilisesi, Hristiyan inancına göre Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği yerdir. Hristiyanlar, Hz. İsa’nın burada yeniden dirileceğine inanmaktadırlar.

Bitmeyen Kaos

Kudüs’ün sahip olduğu durum, İsrail ile Filistin arasındaki bitmeyen gerilimin temel kaynağıdır. 1967’de İsrail’in Altı Gün Savaşlarını başlatmasından bu yana Kudüs işgal altındadır. 1980’de Kudüs’ü “bölünmez başkent” olarak ilan etmesini hiçbir ülke tanımamıştır. Ancak geçtiğimiz günlerde ABD başkanı Trump’ın Ortadoğu barış planı, Kudüs’ün durumunu yeniden kaosa sürüklemeye yetmiştir.

Donalp Trump, İsrail ve Filistin arasındaki sorunu kalıcı olarak çözmek için Kudüs’ün İsrail’in bölünmez başkenti olarak kabul edilmesini önermektedir. Bunun karşılığında ise Filistin’in yüzölçümünün iki katına çıkacağını söylemektedir. Özetle, Kudüs’ün İsrail’e bırakılmasına karşılık olarak Filistin’e toprak teklif etmektedir. Ancak bu ne yazık ki çok da barış planı gibi görünmemektedir. Filistin devlet başkanı Mahmud Abbas, Kudüs’ün satılık olmadığını dile getirmiştir.

Tartışmaya Katılın

Abonelerimiz Arasına Katıl

Sitemize abone olarak en son ders ve yazılardan haberdar olabilirsiniz.

Abone Olduğunuz İçin Teşekkürler...

Bir şeyler ters gitti :(