Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

Orta Doğu ve Afganistan’da Meydana Gelen Gelişmeler

Bu yazımızda küreselleşen dünyada Orta Doğu ve Afganistan’da meydana gelen gelişmeler üzerine duracağız. Orta Doğu ve Afganistan’da meydana gelen gelişmeler konusunda ise Körfez Savaşları, Filistin Sorunu, 11 Eylül Saldırısı gibi gelişmeleri inceleyeceğiz.

Şimdi Orta Doğu ve Afganistan’da meydana gelen gelişmeler konumuza Körfez Savaşları ile başlayalım.

Körfez Savaşları:

Daha önceki konularımızda İran-Irak Savaşı‘ndan bahsetmiştik. Yaşanan İran-Irak Savaşı sonrasında Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, borçlarını ödeyebilmek, sanayileşmesini sürdürebilmek ve ordusunu güçlendirebilmek için Kuveyt’in günlük limitten fazla petrol çıkararak kendisini zarara uğrattığı bahanesiyle Kuveyt’ten 24 milyar $ borç istedi. Saddam’ın asıl amacı ise Kuveyt’in petrol gelirinden istifa edebilmekti. Saddam Hüseyin’in bu istekleri Kuveyt tarafından reddedildi. Bunun üzerine Irak birlikleri 2 Ağustos 1990 tarihinde Kuveyt’teki petrol yataklarını ele geçirdi ve Kuveyt’i işgal etti.

İran, Suudi Arabistan ve BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) başta olmak üzere bölge ülkeleri açısından Irak bir tehdit haline gelmişti. Aynı zamanda yaşanan bu “Körfez Krizi” bir dünya sorunu haline gelmişti. Zira petrolün Batı’ya akışı sekteye (kesinti) uğramıştı. Bu nedenle BM Güvenlik Konseyi, Irak’ta uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması konusunda kuvvet kullanımına dair karar çıkarttı. Bu kararın ardından oluşturulan koalisyon güçlerine ABD ve Avrupa devletlerinin yanında Mısır, Bahreyn, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suriye gibi Arap ülkeleri de destek verdi.

Oluşturulan koalisyon güçleri 17 Ocak 1991 tarihinde hava saldırısına başladı (Çöl Fırtınası Operasyonu). Başlatılan bu operasyonun 2 Mart 1991 tarihinde sona ermesiyle Irak askeri gücünü büyük ölçüde yitirdi ve Kuveyt’in egemenliği yeniden sağlanmış oldu.

Kuveyt'in işgali
Irak askerleri ülkeden çekilirken, 700’ün üzerinde petrol kuyusunu da ateşe vermiştir.

Körfez Savaşı sonrasında (Mayıs 1991) Irak’ın ateşkese uyup uymadığını kontrol etmek amacıyla uluslararası “Çekiç Güç” kuruldu. Merkezi Türkiye’deki İncirlik Üssü olan Çekiç Güç (Huzuru Temin Harekatı); ABD, İngiltere, Fransa ve Türkiye hava birliklerinden oluşturuldu. Ayrıca savaş sonunda Irak’a askeri ve ekonomik yaptırımlar uygulanmasına karar verildi. ABD, Irak’a ait petrol kaynaklarının BM’nin denetiminde olmasını savundu.

Irak’ın öne sürülen bu yaptırımlara uymadığı gerekçesiyle ABD; 1993, 1996, 1998 ve 2001 yıllarında Irak’a askeri müdahalelerde bulundu. Amerika bu müdahalelerle Basra Körfezi’nde kontrolü ele geçirdi. Ayrıca ABD’nin belirlediği ilkelerle Orta Doğu’da yeni bir yapılanma başladı.

ABD yaptığı işgalin haklılığını göstermek için Saddam Hüseyin’in kitle imha silahları ürettiğini, El Kaide’nin Irak’ta mevzilendiğini ve Irak’ın BM kararlarına uymadığını öne sürdü.

ABD’nin Irak’ın kitle imha silahları ürettiği iddiasının BM tarafından gerçek dışı olduğunun raporlanmasına rağmen 20 Mart 2003 tarihinde ABD ve İngiltere Irak’a saldırdı. Bu kuvvetler 9-10 Nisan’da ise Bağdat’a girerek Irak’ı işgal etti.

9 Nisan 2003'te ABD askerlerinin Bağdat'ta Saddam Hüseyin'in heykelini yıkması.
9 Nisan 2003’te ABD askerlerinin Bağdat’ta Saddam Hüseyin’in heykelini yıkması.

İşgal sonrası yapılan uzun çalışmalar sonucunda 13 Temmuz 2003 tarihinde “Geçici Irak Yönetim Konseyi” oluşturuldu ve seçimler 30 Ocak 2005’te yapıldı. Celal Talabani cumhurbaşkanlığına seçilirken hükümetin kurulmasının ardından Ekim ayında anayasa referanduma sunuldu ve kabul edildi. Koalisyon askerleri ise 2003 yılından beri işgal ettikleri Irak’tan 31 Aralık 2011 tarihinde geri çekildi ve Körfez Savaşı resmen sona erdi.

Filistin Sorunu ve Orta Doğu Politikaları:

Hatırlanacağı üzere İsrail, İngiltere’nin himayesi ve ABD’nin desteğiyle Filistin topraklarının yarısından fazlasını işgal ederek kurulan bir devletti. İsrail, Arap devletleriyle olan savaşlarla topraklarını genişletmiş ve ve bir milyondan fazla insanı mülteci durumuna düşürmüştü. (Bkz. Arap-İsrail Savaşları)

Bu işgal ve saldırılar sonrasında Filistin’deki örgütler 1964 yılında Yaser Arafat önderliğinde kurulan Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) çatısı altında birleştiler.

Filistin Kurtuluş Örgütü İsrail’e karşı intifada başlatsa da Filistin halkının sahip olduğu imkanlar, ABD’nin ekonomik ve askeri desteğini alan İsrail’e karşı yetersiz kalmıştır.

Filistin Kurtuluş Örgütü , 15 Kasım 1988 tarihinde Yaser Arafat’ın devlet başkanlığında bağımsız Filistin Devleti kurulduğunu açıklamıştır. Daha sonra ise İsrail, ABD’nin baskısı ve kendi kamuoyundan gelen istekler
neticesinde yıllarca terör örgütü olarak kabul ettiği Filistin Kurtuluş Örgütü ile barış masasına oturmuştur. “Oslo Görüşmeleri” adı verilen bu toplantı Filistin ve İsrail temsilcilerinin üst düzeyde ilk direkt yüz yüze anlaşma çabası olarak tarihe geçmiştir. Oslo Görüşmeleri ile bir sonuç elde edilememiştir. Filistin yönetimi, İsrail ile imzalanan Oslo Anlaşmalarını feshettiklerini duyurmuştur.

Ariel Şaron’un yaklaşık bin İsrail askeriyle Harem-i Şerif’i ziyaret etmesi Filistinlilerin protestolarına neden olmuş ve El-Aksa İntifadası adı verilen ikinci intifadayı ortaya çıkarmıştır. Ardından ise 2002 yılında İsrail’in saldırıları artmaya başlamıştır. Bu saldırıların üzerine ABD, AB, Rusya Federasyonu ve BM’den oluşan “Orta Doğu Dörtlüsü” sorunları çözmek ve çatışmaları önlemek için bir “yol haritası” hazırlamıştır. Fakat 2004 yılında İsrail Gazze’ye saldırılarını yeniden başlatmıştır. “Refah Operasyonu” adı verilen saldırılar Yaser Arafat’ın vefatı sonrasında Filistin Devlet
Başkanı olan Mahmut Abbas tarafından İsrail’le ateşkes imzalanması ile son bulmuştur.

ABD’nin girişimiyle 2007 yılında Filistin ve İsrail arasında “Annapolis” toplantısı yapılmıştır. Fakat görüşmeler sonunda hiçbir somut adım
atılamamıştır.

2009 yılında ise yaklaşık 1500 Müslüman’ın öldüğü ve on binlercesinin evsiz kaldığı İsrail saldırısı, Gazze’de halkı yaşam koşullarını daha da zorlaştırmış ve barışa vurulmuş en büyük darbe olmuştur. İsrail, Gazze’ye yardımları engellemiş ve burayı adeta bir açık hava hapishanesine çevirmiştir. Bu olaya dünya sessiz kalırken Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 2009 yılındaki “One Minute” olayıyla İsrail’e tepki göstermiştir.

One Minute Olayı

Gazze’ye yardımları engelleyen İsrail, 31 Mayıs 2011 tarihinde İHH tarafından (İnsani Yardım Vakfı) Gazze’ye yardım malzemesi götüren “Mavi Marmara” adlı Türk gemisine uluslararası sularda askeri operasyon yaparak 9 Türk vatandaşını şehit etmiştir. Tüm dünya tarafından kınanan bu olay sonrası İsrail ile Türkiye ilişkileri kopmuştur. İsrail bu olaydan iki yıl sonra Türkiye’den resmen özür dilemiş ve şehit yakınlarına da tazminat ödemeyi kabul etmiştir.

Mavi Marmara Belgeseli

Orta Doğu ve Afganistan’da meydana gelen gelişmeler konumuza Afganistan’daki gelişmelerle devam edelim.

Afganistan’daki Gelişmeler (11 Eylül Saldırısı ve Sonrası) :

Şubat 1989’da Afganistan’da SSCB birliklerinin çekilmesi sonrasında bu durumdan yararlanan Molla Muhammet Ömer liderliğindeki Taliban (öğrenciler) grubu, 1996 yılında Kâbil merkez olmak üzere ülkenin yaklaşık % 70’ini kontrolü altına almış ve “İslam Devleti“ni kurmuştu. Taliban yönetimine karşı olanlar ise Ahmet Şah Mesut liderliğinde ülkenin kuzeyinde toplanarak “Kuzey İttifakı” adı altında örgütlenmişti.

2001 yılına gelindiğinde ise dünyanın en önemli saldırılarından biri gerçekleşti. 11 Eylül 2001 tarihinde El Kaide tarafından gerçekleştirilen bu saldırıda El Kaide üyeleri, kaçırdıkları uçaklarla New York’ta bulunan Dünya Ticaret Merkezi binalarına (İkiz Kuleler) ve Washington’da
bulunan ABD Savunma Bakanlığına (Pentagon) aynı anda saldırdı. 11 Eylül saldırısı sonucunda yaklaşık 3000 kişi hayatını kaybederken en az 10 milyar dolarlık maddi kayıp yaşandı.

11 Eylül’ün kısa tarihi, TRT Haber

11 Eylül Saldırısı’nın ardından ABD, Taliban’dan (Afganistan’ı yöneten şeriatçı yönetim) Afganistan’da bulunan El Kaide lideri Usame Bin Ladin’i teslim etmesini istemiştir. Taliban’ın Usame Bin Ladin’i teslim etmemesi üzerine ABD ve İngiltere ordusuna ait savaş uçakları, 7 Ekim 2001 tarihinde Taliban ve El Kaide hedeflerine hava taarruzu başlatmıştır.

13 Kasım 2001 tarihinde başkent Kabil’e giren ABD, Afganistan’ın işgali sürecinde ulusal ve uluslararası alanda kendisini terör mağduru göstererek koşulları lehine çevirmiştir. (Hatırlanacağı üzere Irak’ta da aynı senaryo yaşanmıştı.) Yapılan operasyon sonucu çaresiz kalan Taliban yönetimden uzaklaşmış ve yerine Hamid Karzai liderliğinde yeni hükümet kurulmuştur.

Orta Doğu ve Afganistan’da meydana gelen gelişmeler konumuza son olarak Orta Doğu’da su sorunu ile son verelim.

Orta Doğu’da Su Sorunu:

Orta Doğu’da bulunan Asi, Dicle, Fırat, Şeria ve Nil gibi nehirler ortak sınırlara sahip olması nedeniyle bölge ülkeleri arasında sorunlara neden olmuştur.

Türkiye’nin 1970’li yılların başlarından itibaren GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) için çalışmalara başlamıştır. Aynı dönemde Suriye “Fırat Vadisi” projesi için çalışmalara başlarken Irak ise sulamaya dair yeni projeleri olduğunu bildirmiştir.

GAP, başta Suriye ve Irak olmak üzere Arap devletlerinin sert tepkisi ile karşılandı. Böylece “su sorunu” ortaya çıkmış oldu. Turgut Özal, GAP’tan da kaynaklanan siyasi baskıları azaltmak ve Orta Doğu’ya su taşımak için 1986 yılında “Barış Suyu Projesi“ni önerdi. Ayrıca Fırat Nehri’nden, Suriye’ye saniyede 500 metreküp su bırakmayı kabul etti.

Fırat Nehri üzerinde “Birecik Barajı”nın yapılmaya başlanması Suriye’nin tepkisine yol açarken Dicle üzerinde “Ilısu Barajı”nın yapılması ise Suriye ve Irak’ın tepkilerine neden oldu.


Bu bilgiler MEB ve Akademik kaynaklar referans kullanılarak hazırlanmıştır.


Görsel Kaynakları:
https://wallpapercave.com/palestine-intifada-wallpapers
https://tr.wikipedia.org/wiki/Kuveyt%27in_İşgali
https://www.hurriyet.com.tr/dunya/saddam-heykelinin-devrilmesinden-15-yil-sonra-40798927

Cevap Yok

Tartışmaya Katılın

Abonelerimiz Arasına Katıl

Sitemize abone olarak en son ders ve yazılardan haberdar olabilirsiniz.

Abone Olduğunuz İçin Teşekkürler...

Bir şeyler ters gitti :(