Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

Yumuşama Dönemi’nin Başlangıcı

Bu yazımızın konusu Yumuşama Dönemi’nin başlangıcı. Yumuşama Dönemi’nin başlangıcı konusunda önce Yumuşama Dönemi ne demek, nasıl başladı, hangi yılları kapsıyor bunlardan bahsedeceğiz. Daha sonra ise Yumuşama Dönemi’nde benimsenen Ping-Pong Diplomasisi ve yapılan antlaşmalara yer vereceğiz.

O halde Yumuşama Dönemi’nin başlangıcı konumuza Yumuşa Dönemi kavramını açıklayarak başlayalım.

Yumuşama Dönemi (Detant) Nedir?

Yumuşama Dönemi ya da uluslararası politikadaki ismiyle “Detant“, Doğu ve Batı Blokları arasındaki gerginliğin azalması üzerine siyasi, ekonomik,
kültürel ve teknolojik anlaşmaların artması üzerine başlayan dönemdir. Veya kısaca bloklar arasındaki gerginliği azaltma amacıyla başlayan karşılıklı görüşmelerin başladığı dönemdir de diyebiliriz.

Yumuşama Dönemi’nin başlamasının amacı ise yeni bir küresel savaşın önlenmesidir. Yumuşama Dönemi 1961 yılında ABD Başkanı John Kennedy ile SSCB Başkanı Nikita Kruşçev’in bir araya gelerek yaptıkları görüşmeyle başlamıştır.

Kennedy ve Kruşçev Görüşmesi
Kennedy ve Kruşçev Görüşmesi (1961)

Yumuşama Döneminin Başlangıcı (1961) :

Yumuşama Dönemi’ne geçilmesinin en önemli nedeni SSCB ve ABD’nin nükleer silahlanma yarışında eşit hale gelmeleri ve dünyanın olası bir nükleer saldırıya açık bir hedef haline gelmesidir.

Bu nedenlerle ve önceki konularda değindiğimiz Berlin Buhranı meselesinin çözümü konusunda ABD Başkanı John Kennedy ile SSCB Başkanı Nikita Kruşçev 1961yılında bir araya gelerek “Yumuşama Dönemi’’ni başlattılar.

Gergin geçen görüşmeler soncunda istenilen sonuçlar çıkmadı. Berlin konusunda NATO’nun kararlı duruşu ile Kruşçev geri adım atmak zorunda kaldı. SSCB ve Doğu Almanya 13 Ağustos 1961 tarihinde Doğu-Batı arasını ayıran Berlin Duvarı’nı örmeye başladı. Batılı güçler bu duruma tepki gösterseler de herhangi bir fiili müdahalede bulunmadılar.

Berlin Buhranı kesin olarak çözüme kavuşturulamasa da Soğuk Savaş Dönemi’ndeki önemini kaybetti. Ayrıca Berlin Duvarı bir anlamda da Avrupa’daki statükonun Doğu ve Batı blokları tarafından kabullenilmesi oldu.

Ping-Pong Diplomasisi:

Savaş sonrası dönemde ABD ve Çin arasında oluşan gerilimi azaltan siyaset “Ping-Pong Diplomasisi” olmuştur. Peki nedir Ping-Pong Diplomasisi?

Çin dünya siyasetinde artık yalnızlıktan kurtulmak istiyor ve Japonya’ya karşı üstünlük kurmak istiyordu. Bu nedenle Çin dış siyasette yumuşama siyaseti izlemeye başladı. ABD’de Çin ile SSCB arasında bir ittifak kurulmasını istemediğinden Çin’e karşı yakınlaşma siyaseti izledi. Bunun bir adımı olarak da ABD ilk olarak Güney Vietnam‘dan askerlerini çekti.

ABD’nin attığı adıma bir karşılık olarak ise Çin, Japonya’da yapılan Dünya Şampiyonası’nda ABD’li masa tenisçileri (Ping-Pong) 1 Nisan 1971 günü  Çin’e davet etti.  Bu davet ile Çin yönetimi çoğunluğu Amerikalı olan yedi Batılı gazeteciye de vize hakkı tanıyarak ülkeye girmelerine izin verdi. ABD ise Çin’e uyguladığı ticari ambargoyu kaldırdı. Böyle iki ülke arasındaki ilişkiler geliştirildi. Ve Çin ayrıldığı BM’ye tekrar üye oldu.

Amerikan masa tenisi takımının Çin’e ziyareti iki ülke arasındaki ilişkilere katkıda bulundu ve diplomasi tarihine “Ping-pong diplomasisi” terimini kazandırmış oldu.

SALT-I (Stratejik Silahların Sınırlandırılması) Antlaşması (1972) :

1972 yılında ABD ile SSCB arasında Moskova’da imzalanan SALT-I (Stratejik Silahların Sınırlandırılması) Antlaşması savunma füzelerinin sınırlandırılması antlaşmasıdır. Bu antlaşma iki ülke arasındaki ilişkilerin başlaması açısından dönüm noktası olmuştur. Ayrıca bu antlaşma Helsinki Deklarasyonu’nun da yolunu açmıştır.

SALT-II Antlaşması (1979) :

SALT-II Antlaşması, SALT-I görüşmelerinin devamı niteliğindedir. SALT-II iki tarafın da stratejik kuvvetlerinin araç sayısını 2250’ye indiren ilk nükleer silah antlaşmasıdır.

Helsinki Nihai Senedi :

Batı ve Doğu Blokları arasında başlayan Yumuşama Dönemi diğer ülkeler açısından da bir fırsat olmuştur. Avrupa ülkeleri bu bloklar arasındaki sorunların çözümü için Helsinki’de bir araya gelerek “Helsinki Nihai Senedi” ni imzalamışlardır.

Helsinki Nihai Senedi’ne göre Helsinki Konferansı’na katılan devletler;

  • Birbirlerinin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı gösterecek,
  • Kendi aralarındaki sorunları tehdit ve kuvvet kullanarak değil, barışçıl yollardan çözmek için uğraşacak,
  • Birbirlerinin iç-dış politikalarına müdahale etmeyecek,
  • Irk, cinsiyet, dil ve din ayrımı yapmadan temel özgürlüklere ve insan haklarına saygı göstereceklerdir.

Bu bilgiler MEB ve Akademik kaynaklar referans kullanılarak hazırlanmıştır.


Görsel Kaynakları:
https://stereotypemag.com/2019/07/22/kissinger-diplomacy-sport-ping-pong/
https://www.washingtonpost.com/news/worldviews/wp/2017/01/06/this-kremlin-leader-bragged-about-tipping-a-u-s-presidential-election/

Cevap Yok

Tartışmaya Katılın

Abonelerimiz Arasına Katıl

Sitemize abone olarak en son ders ve yazılardan haberdar olabilirsiniz.

Abone Olduğunuz İçin Teşekkürler...

Bir şeyler ters gitti :(