Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

1990 Sonrası Türk Dış Politikasındaki Gelişmeler

Bu yazımızda 1990 sonrası Türk dış politikasındaki gelişmeler üzerinde duracağız. 1990 sonrası Türk dış politikasındaki gelişmeler konusunu ise Türkiye’nin Kafkasya, Balkanlar ve Orta Doğu politikaları olarak ayrı ayrı ele alacağız.

Özellikle 1991 yılında SSCB’nin dağılması ile Türkiye bu dönemde yeni siyasi koşullara göre dış politika şeklini belirlemeye çalışmıştır. Bu politikalar doğrultusunda AB’ye üyelik sürecinde adımlar atılmış, bağımsız olan Türk Cumhuriyetleri ile ilişkiler geliştirilmeye çalışılmış, ayrıca Balkanlar üzerinde yeni kurulan devletler ile sıcak ilişkiler kurma yoluna gidilmiştir.

Şimdi 1990 sonrası Türk dış politikasındaki gelişmeler neler olmuş bunlara göz atalım.

Kafkasya:

Türkiye’nin SSCB’nin dağılması sonrası Kafkasya’da belirlediği iki temel politika vardır. Birincisi bölgedeki ülkelerin toprak bütünlüğünü desteklemek, diğeri ise Hazar Havzası enerji kaynaklarının üretim ve taşınmasında rol almaktır.

Azerbaycan ile ilişkiler:

Önceki yazılarımızdan da hatırlanacağı üzere Azerbaycan 1991 yılında yani 71 yıl sonra yeniden bağımsızlığını kazanmış ve Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke Türkiye olmuştu. İşte bu andan itibaren Türkiye ile Azerbaycan arasında ilişkiler iyice geliştirilmiştir. Türkiye, Azerbaycan’ın güçlenmesi noktasında her türlü desteği vermiştir. Türkiye ayrıca Dağlık Karabağ sorununu da yakından takip etmiş ve bu sorunu uluslararası arenada sürekli dile getirmiştir. Bu dayanışmayı Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev: “Bir millet, iki devlet” sözüyle dile getirmiştir.

Zengilan’ın Ermenistan işgalinden kurtuluşunu Azerbaycanlı askerler dünyaya böyle duyurdu! (TV100)

Bunun yanında Türkiye ve Azerbaycan arasında ekonomik işbirlikleri de gelişmiştir. Bu ekonomik ilişkiler Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı (BTC) ve Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı projeleriyle seviye atlamıştır. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi (SOCAR) 25 Ekim 2011 tarihinde Petkim’de 5 milyar dolarlık bir yatırım gerçekleştirirken, Türkiye ise Azerbaycan’da petrol dışı sektörlere en fazla yatırım yapan ülke olmuştur. Azerbaycan’ın Hazar Denizi’ndeki Şahdeniz 2 Gaz Sahası’nda ve Hazar Denizi’nin güneyindeki diğer sahalarda üretilen doğal gazın öncelikle Türkiye’ye ardından ise Avrupa’ya taşınmasını amaçlayan TANAP Projesi‘nin 17 Mart 2015 tarihinde temeli atılmıştır.

Tanap Temel Atma Töreni
Tanap Temel Atma Töreni

Gürcistan ile ilişkiler:

Türkiye bir diğer Kafkas ülkesi olan Gürcistan ile de ilişkilerini bağımsızlık, toprak bütünlüğü ve iktisadi iş birliği konularında yoğunlaştırmıştır. 16 Aralık 1991 tarihinde Türkiye Gürcistan’ın bağımsızlığını tanımıştır. 21 Mayıs 1992 tarihinde iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasını öngören protokol imzalanmıştır. 29 Ekim 1998 tarihinde ise Azerbaycan, Kazakistan, Türkiye, Özbekistan ve Gürcistan arasında “Ankara Deklarasyonu”nu imzalanmıştır. Bu deklarasyonun amacı petrol ve doğal
gaz kaynaklarının aranması, çıkarılması ve boru hatlarıyla güvenli bir biçimde dünya piyasalarına taşınmasıdır.

Ermenistan ile ilişkiler:

Türkiye, Ermenistan’ın bağımsızlığını ise 16 Aralık 1991 tarihinde tanımıştır. Ekonomik sıkıntılar yaşayan Ermenistan’a Türkiye insani yardım götürmüştür. Fakat Ermenistan’ın 1993 yılında Azerbaycan’ın Kelbecer bölgesini işgal etmesi üzerine Türkiye’den Ermenistan’a doğrudan ticaret sona erdirilmiş, iki ülke arasındaki sınır kapatılarak kara, demir ve hava yolu bağlantıları kesilmiştir.

1990 sonrası Türk dış politikasındaki gelişmeler konumuza Balkanlar ile devam edelim.

Balkanlar:

Türkiye Yugoslavya’nın dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan 6 devleti 1992 yılında tanımış ve bu devletlerle iyi ilişkiler kurma yoluna gitmiştir.

Makedonya ile ilişkiler:

1991 yılında bağımsızlığını kazanan Makedonya tanıyan ilk devletlerden olan Türkiye, TÜRKSAT uydusunu Makedonya’da yayına sokmuş ve burada Türk televizyon kanallarının takip edilmesini sağlamıştır. Makedonya ve Türkiye ilişkileri halen uyumlu bir şekilde sürmektedir.

Yunanistan ile ilişkiler:

1990’lı yıllarda Türkiye ve Yunanistan arasında birçok sorun yaşanmıştır. 1996 Ocak ayında Ege Denizi’ndeki “Kardak Kayalıkları” yüzünden iki ülke savaşın eşiğine gelmiştir. Yunanistan’ın Kardak Kayalıkları’na kendi bayrağını dikmesi üzerine Başbakan Tansu ÇillerO bayrak inecek, o asker gidecek.” diyerek Türkiye’nin kararlılığını ortaya koymuştur. 1996 yılında pkk terör örgütü elebaşı Abdullah öcalan Kenya’daki Yunanistan büyükelçiliğinde yakalanınca iki ülke arasındaki gerilim bir kez daha artmıştır.

Kardak Kayalıkları
Türk askerinin Kardak Kayalıkları’na bayrağımızı dikmesi

1999 yılında yaşanan Atina ve Marmara depremleri sonrası karşılıklı yapılan insani yardımlar nedeniyle ilişkiler bir nebze yumuşamıştır. 2000’li yıllarda yıllarda kıta sahanlığı ve Ege hava sahası sorun olma özelliğini korurken, Kıbrıs sorunu ise bütün anlaşmazlıkların çözümünde ön koşul olmaya devam etmiştir.

Bulgaristan ile ilişkiler:

1980-1990 yılları arasında Bulgaristan’da sayıları 1,5 milyonu bulan Türk azınlığın, isimlerini zorla değiştirmek yoluyla Bulgarlaştırmaya (asimilasyon) tabi tutulması Bulgaristan’la ilişkilerimizde önemli bir sorun olmuştur. Türkiye’nin yapılanlara tepki göstermesi üzerine 1989 yılında Türkiye soydaşlarımızı kabule hazır olduğunu açıklayınca 300 bin soydaşımız Türkiye’ye göç etmiştir. Bulgaristan’daki Türklerin haklarının iade edilmesi ile Türkiye ile Bulgaristan arasındaki iş birliği gelişmiştir. 1990’lı yıllarda Türkiye, Bulgaristan’ın NATO üyeliğine de destek olmuştur.

Arnavutluk ile ilişkiler:

Nüfusunun yarısından fazlası Müslüman olan Arnavutluk ile de iyi ilişkiler geliştirilmiştir. Türkiye, Arnavutluk’un Karadeniz Ekonomik İş Birliği Örgütü’ne (KEİ) alınmasında önemli bir rol oynarken aynı zamanda Arnavutluk İslam Konferansı Örgütü’ne (İKÖ)’ye de üye olmuştur. Ayrıca iki ülke arasında askeri anlaşmalar da yapılmıştır. 1998 yılında Arnavutluk’un Paşalimanı Askeri Üssü’nün modernleştirilmesini ve Deniz Harp Okulu inşasını içeren bir protokol imzalanmıştır.

Bosna Hersek ile ilişkiler:

Türkiye, 1992 yılında Sırplar’ın Bosna’ya saldırması ile başlayan savaşta aktif bir politika takip etmiştir. Üyesi olduğu BM, AGİT, Avrupa Konseyi ve İKÖ gibi uluslararası kuruluşlarda yoğun faaliyetlerde bulunarak, bu kuruluşlardan Bosna’nın bağımsızlığını tanımasını istemiştir.

Kosova ile ilişkiler:

Türkiye, NATO’nun Kosova harekatında barış gücüne katkı sağlayarak aktif bir rol oynamıştır. Ayrıca Türkiye 2008 yılında bağımsızlığını ilan eden Kosova’yı tanıyan ilk ülkelerden de biri olmuştur.

Romanya ile ilişkiler:

1990’lı yıllarda Türkiye ve Romanya ilişkileri olumlu düzeyde seyretmiştir. 1991 yılında iki ülke arasında “Dostluk ve İş Birliği Antlaşması” imzalanmıştır. Türkiye Romanya’nın NATO’ya üyelik sürecine destek vermiştir. 2007 yılında AB’ye giren Romanya ile Türkiye arasındaki ilişkiler KEİ (Karadeniz Ekonomik İşbirliği) çerçevesinde gelişim göstermeye devam etmektedir.

1990 sonrası Türk dış politikasındaki gelişmeler konumuzu son olarak Orta Doğu ile bitirelim.

Orta Doğu:

1990’lı yıllarda özellikle Suriye ve Irak gibi Arap ülkelerinden kaynaklanan sorunlar Türkiye’yi Arap dünyasından uzak durmaya ittiyse de 2001 sonrası Türkiye barışa yönelik çözüm önerileri üreten politikalar izlemeye başlamıştır.

Suriye ile ilişkiler:

Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkiler özellikle su kaynaklarının paylaşımı, Suriye’nin terör örgütlerine ev sahipliği yapması ve Hatay üzerindeki emelleri nedeniyle olumlu olmamıştır. Fakat 1998 yılında iki ülke arasında imzalanan “Adana Mutabakatı” ile ilişkiler iyiye doğru gitmiştir ve birçok işbirliği yapılmıştır. Ayrıca 2003 yılı sonrası Suriye’nin pkk terör örgütünü kınaması ve teröristleri Türkiye’ye teslim etmesi de iki ülkenin yakınlaşmasına neden olmuştur. Buna karşılık Türkiye ise İsrail-Suriye ilişkilerinde ara buluculuk yapmış ve Lübnan’daki Hariri suikastı sonucu sıkıştırılan Suriye’ye destek olmuştur.

Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkilerin kuvvetlenmesi üzerine Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın 16 Eylül 2009 tarihindeki Türkiye’ye ziyaretinde iki ülke arasında vizeleri kaldıran anlaşma imzalanmıştır.


Türkiye ve Suriye arasındaki bu iyi ilişkiler 2011 Arap Baharı sonrası bozulmaya başlamıştır. Zira Esad rejimi sivil halka orantısız güç kullanmaya başlamıştır. Türkiye sorunun barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini belirtse de bir karşılık alamamıştır. Bunun üzerine Türkiye Suriye’deki muhalif gruplarla çeşitli görüşmeler yapmış ve Özgür Suriye Ordusu‘nun (ÖSO) kurulmasında önemli rol oynamıştır.

Suriye ile bozulan ilişkiler bir de 2012 yılında Suriye tarafından ihtarsız olarak, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait RF-4E Phantom keşif uçağının düşürülmesi üzerine iyice sertleşmiştir. Türkiye, Esad’a karşı muhaliflere destek verirken Esad rejimi özellikle İran, Rusya ve Çin tarafından desteklenmiştir.

Türkiye, Suriye’de yaşananlara karşı Suriye halkına karşı “açık kapı” politikası uygulamış ve milyonlarca Suriye’li mülteci Türkiye’ye sığınmıştır. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2020 yılında Türkiye’nin Suriyelilere harcadığı para konusunda konuşarak, “40 milyar doları bu işte harcayan Türkiye, evelallah bir 40 daha harcar. Bu milletin bereketli olan kesesi vardır.” demiştir.

24 Ağustos 2016 tarihinde ise sabaha karşı saat 04.00’de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı’ndan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’nin Halep kentine bağlı Cerablus bölgesine terör örgütü DEAŞ’tan temizlenmesi amacıyla askeri harekat başlattığı duyurulmuştur. Fırat Kalkanı Harekatı ile belirlenen bölgeler DEAŞ terör örgütünden temizlenmiştir.

Esad rejiminin kendi halkına bombalar yağdırması üzerine Türkiye, 20 Ocak 2018 tarihinde Zeytin Dalı Harekatı adı verilen ayrıca Afrin Operasyonu veya Afrin Harekatı olarak da bilinen operasyonla Suriye’nin Afrin ilçesini Esad rejiminden kurtarmıştır.

Afrin Harekatı
Afrin’e Türk Bayrağını diken Mehmetçik

9 Ekim 2019 tarihinde ise Suriye’nin kuzeyini terörden temizleme amacıyla “Barış Pınarı Harekatı” düzenlenmiştir. Harekat sonrası Rusya ile Türkiye arasında “Soçi Mutabakatı” imzalanmıştır. Soçi Mutabakatı’na göre;Suriye ordusunun Tel Rıf’at ile Menbic’den 30 kilometre uzağa çekilmesi için ateşkes süresinin 150 saat daha uzatılması üzerine anlaşmaya varılmıştır. Ayrıca bölgeye Rusya-Türkiye devriyelerinin konuşlandırılması konusunda anlaşılmıştır.

Son olarak 2020 Şubat ayı sonlarında Suriye’nin İdlib kentinde düzenlenen hava saldırısında 33 Türk askerinin Suriye rejimi tarafından Şehit edilmiştir. Bunun üzerine Türkiye Avrupa tarafından yalnız bırakıldığı gerekçesiyle kara ya da deniz yoluyla mültecilerin Avrupa’ya geçişlerini durdurmama kararı almıştır.

Yunanistan Sınırı
Kapıların açılması sonrası Yunanistan sınırı

İran ile ilişkiler:

1990’lı yıllarda pkk nedeniyle İran ile ilişkiler pek sıcak gitmese de özellikle 2002 sonrası Türkiye’nin dış politikada benimsediği sıfır sorun anlayışı nedeniyle ilişkiler dinamizm kazanmıştır.

2011 yılı sonrasında Türkiye’nin NATO’dan Malatya’da füze kalkanı kurmasını talep etmesi ve Suriye sorununda farklı politika izlemesi nedeniyle İran ile ilişkiler tekrar gerilmiştir.

İsrail ile ilişkiler:

1990’lı yıllarda güvenlik kaygıları İsrail ve Türkiye’yi birbirine yaklaştırmıştır. Bu yakınlaşmada Suriye ve Irak’ın dağılan SSCB’ye ait silahları satın alması ve Türkiye’nin, güney komşularının pkk terör örgütünü desteklediğine dair inancı, İsrail ile iş birliğinin gelişmesinde etkili olmuştur.

2000’li yıllarda iki ülke arasındaki olumlu hava dağılmıştır. Özellikle İsrail’in Filistin politikaları Türkiye’den sert tepki görmüştür. İki ülke arasında gerileme yol açan gelişmeler şunlardır:

  • İsrail’in 2004’te Batı Şeria’da inşa ettiği güvenlik duvarı.
  • İsrail’in 2006’daki Lübnan müdahalesi.
  • İsrail’in 27 Aralık 2008 tarihinde Gazze Şeridi’nde başlattığı “Dökme Kurşun” operasyonu.
  • 2009 Davos Krizi
  • 2010’daki askeri operasyonların iptali.
  • 2010 alçak koltuk krizi.
  • 2010 Mavi Marmara Baskını.

Irak ile ilişkiler:

Hatırlanacağı üzere 2003 yılında ABD, Irak’a “Özgürlük Operasyonu(!)” yapmış ve sonucunda Saddam Hüseyin devrilerek ülke fiilen üçe bölünmüştü. Türkiye 1 Mart 2003’te çıkardığı tezkere ile (1 Mart Tezkeresi) ABD askerlerinin Türkiye üzerinden Irak’a saldırısına izin vermemiş ve böylece Orta Doğu’daki devletler tarafından takdirle karşılanmıştır. Fakat bu olay Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerin kırılmasına neden olmuş ve ABD bölgedeki Kürtlere yakınlaşmaya başlamıştır.

Ayrıca 2003 yılında yaşanan Süleymaniye Krizi (çuval geçirme) de Türkiye ve ABD arasındaki gerilimi artırmıştır.


Bu bilgiler MEB ve Akademik kaynaklar referans kullanılarak hazırlanmıştır.


Görsel Kaynakları:
https://twitter.com/tcsavunma/status/1293916610546159616/photo/2
https://www.milliyet.com.tr/gundem/yunan-polisinden-sis-bombali-mudahale-6155269
https://www.ahaber.com.tr/gundem/2018/03/20/afrine-turk-bayragini-diken-mehmetcik-konustu
https://denizkartali.com/turkiyei-savasin-esigine-getiren-kriz-kardak.html
https://forumusa.com/turkiye/tarihi-projenin-turkiye-ayaginda-ilk-adim-atildi/

Cevap Yok

Tartışmaya Katılın

Abonelerimiz Arasına Katıl

Sitemize abone olarak en son ders ve yazılardan haberdar olabilirsiniz.

Abone Olduğunuz İçin Teşekkürler...

Bir şeyler ters gitti :(