Osmanlı Devleti Siyasi Tarihi

XIX. Yüzyıl Siyasi Olayları

19. yüzyıla girildiğinde Osmanlı Devleti, toprak bakımından dünyanın en büyük devletlerinden biri konumundaydı. Boğazlar,Anadolu, Trakya, Balkanlar, Arap Coğrafyası, Ege Adaları, Akdeniz’in 4 te 3’ü ve daha birçok yer Osmanlı hakimiyeti altındaydı. Bununla beraber Osmanlı sınırları içinde Rumlar, Latinler, Slavlar, Çerkezler, Gürcüler, Ermeniler, Araplar ve Yahudiler gibi birçok toplum ve Müslümanlık, Hristiyanlık ve Musevilik gibi çeşitli dinler bir arada yaşamaktaydı.

Bu yüzyılda Osmanlı Devleti siyasi varlığını devam ettirebilmek amacıyla denge politikası izlemiştir. Bu politika gereği Avrupa devletleri arasındaki çıkar çatışmalarını kendi lehine döndürmek isteyen Osmanlı, Rusya’ya karşı; İngiltere, Fransa’ya karşı; Rusya, İngiltere, Fransa ve Rusya üçlüsüne karşı ise Almanya’yı denge unsuru olarak kullanmıştır. Kısaca Osmanlı Devleti , 1878’e kadar İngiltere’ye bu tarihten sonra ise Almanya’ya yakınlaşmıştır.

Osmanlı Devleti; 18. yüzyıldan I. Dünya Savaşı’na kadar olan dönemde İngiltere, Rusya, Prusya, Avusturya ve Fransa’yı “Düvel-i Muazzama” olarak adlandırmıştır.

Şimdi 19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde yaşanan siyasi gelişmelere yer verelim.

Sırp İsyanı (1804) :

Özellikle 18. yüzyıldan sonra Osmanlı-Rus savaşları nedeniyle Sırbistan savaş alanı haline gelmiştir. Avusturya ve Rusya’nın Sırpları kışkırtması, alınan fazla vergiler, yeniçeri ve ayanların baskıları gibi nedenlerle Sırplar Fransız İhtilali’nin vermiş olduğu milliyetçilik akımının da etkisiyle Osmanlı Devleti’ne baş kaldırmışlardır.

Kara Yorgi öncülüğünde başlayan Sırp ayaklanması 1806-1812 yılları arasındaki Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar devam etmiştir.

Osmanlı – Rus Savaşı (1806 – 1812) :

Osmanlı Sırp İsyanı’na destek vermesi nedeniyle Rusya’ya, Rusya da Napolyon Savaşları sırasında Osmanlı’nın Fransa’ya destek verip boğazları kendilerine kapatması nedeniyle Osmanlı’ya savaş açmıştır.

Ruslar, Eflak ve Boğdan’ı işgal etmiş, Nizam-ı Cedit ordusu ise Tuna Boyu’nda Rusları yenmiştir. Fakat Yeniçeriler’in İstanbul’da Kabakçı Mustafa İsyanı’nı çıkartarak III. Selim’i tahtan indirmesi, Fransa’nın 1807’de Tilsit Antlaşması ile Rusları, Eflak ve Boğdan üzerinde serbest bırakması ( Tilsit Antlaşması, Fransa ile Rusya’nın Osmanlı topraklarını paylaşma antlaşmasıdır.) savaşı Osmanlı aleyhine çevirmiştir.

Çanakkale (Kale-i Sultaniye) Antlaşması (1809) :

Fransa’nın ikiyüzlü tutumu üzerine Osmanlı Devleti başta da değindiğimiz denge politikası gereği İngiltere’ye yakınlaşmıştır.

Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında 1809 yılında Çanakkale (Kale-i Sultaniye) Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma ile barış zamanında boğazlardan hiçbir savaş gemisinin geçmemesi karara bağlanmıştır. Böylece boğazlar konusuna boğazlarla ilgisi olmayan bir devlet de karışmış oldu.

Bükreş Antlaşması (1812) :

Osmanlı karşısında savaşı kazanan Rusya, Napolyon’un Moskova üzerine saldırıya geçeceğini öğrenmesi üzerine savaşı bitirmek için Osmanlı Devleti’ne antlaşma önermiştir.

1812 yılında yapılan Bükreş Antlaşması’na göre;

  • Beserabya Ruslara verilirken, Eflak ve Boğdan Osmanlı’da kalmıştır.
  • Dinyester Irmağı, iki devlet arasında sınır olmuştur.
  • Osmanlı Devleti, Sırplara bazı ayrıcalıklar tanımıştır.

Viyana Kongresi (1815) :

1814 yılında Kont Meternik başkanlığında toplanmıştır. Kongrede alınan kararlar, 1815’te imzalanmıştır. Kongrede ülke sınırlarının nasıl olacağı kararlaştırmış ve alınan kararlar baskıyla diğer devletlere de kabul ettirilmiştir.

Kongrede milliyetçilik ve özgürlük akımlarını önleyebilmek için bütün kralların bu akımlar karşısında dayanışmasını öngören Metternich (Meternik) Sistemi kurulmuştur.

Viyana Kongresi ile birlikte Avrupa’da Restorasyon Dönemi başlamıştır.

Yunan (Rum) İsyanı (1821) :

Viyana Kongresi’nden güçlü bir şekilde ayrılan Rusya, Yunanistan’ı bağımsız olmaları konusunda alabildiğince kışkırtmaktaydı. Ayrıca daha önce Sırplar’ın elde ettiği ayrıcalıklar Rumların da aynı hakları istemesine neden olmuştu. Etnik-i Eterya Cemiyeti de bu konuda çalışmalar yapmaktaydı.

1821 yılında Mora‘da başlayan Rum İsyanı’nın giderek alevlenmesi üzerine Osmanlı Devleti Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’dan yardım istemiştir. II.Mahmut bu yardım karşılığında Mehmet Ali Paşa’ya Mora ve Girit valiliklerini vaat etti.

Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa’nın ordusu, 1826 yılında Mora İsyanı’nı bastırdı.

Navarin Olayı (1827) :

Rum İsyanı’nın bastırılması üzerine Avrupalı devletler harekete geçmiştir. İngiltere, Rusya ve Fransa olaya karışarak Yunanistan’a özerklik verilmesini istemiş ancak Osmanlı Devleti bu teklifi reddetmiştir. Böylece Rum İsyanı iç sorun iken, dış sorun haline gelmiştir.

Osmanlı Devleti’nin, Yunanistan’a özerlik verilmesi teklifini reddetmesi üzerine İngiltere, Rusya ve Fransa’nın ortak donanması, 1827’de Navarin’de Osmanlı donanmasını yakmıştır.

Navarin Olayı ile Avrupa’daki Restorasyon Dönemi sona ermiştir.

Navarin Olayı

Osmanlı-Rus Savaşı (1828-1829) :

Osmanlı Devleti, Navarin’de donanmasının yakılmasının ardından Rusya’ya savaş ilan etmiştir.

Rus ordusu iki koldan saldırıya geçmiş, batıdan gelen kol Edirne’ye, doğudan gelen kol ise Erzurum’a kadar ulaşmıştır. Bunun üzerine Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kalmıştır.

Edirne Antlaşması (1829) :

Osmanlı Devleti’nin Rusya’ya karşı tek başına karşı koyamayacağını gösteren Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından Edirne Antlaşması imzalanmıştır.

Edirne Antlaşlaması’na göre;

  • Yunanistan’a bağımsızlık verilecek.
  • Sırbistan’a özerklik verilecek.
  • Eflak ve Boğdan’a ayrıcalık verilecek.
  • Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş tazminatı ödeyecek.
  • Rus ticaret gemileri boğazlardan serbestçe geçebilecek.
  • Kafkaslar ve Rumeli’deki bazı yerler Ruslar’a bırakılacak.

Mısır Sorunu (1830 – 1841) :

Yunan İsyanı sonucunda Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’ya vaat edilen Mora elden çıkmıştır. Buna karşılık Mehmet Ali Paşa, Osmanlı’dan Lübnan ve Suriye valiliğini istemiştir. Mehmet Ali Paşa’nın güçlenmesini istemeyen II.Mahmut bu teklifi reddetmiştir.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa | David Wilkie

Bu durum üzerine Kavalalı Mehmet Ali Paşa, oğlu İbrahim Paşa komutasındaki orduyu harekete geçirdi ve Kütahya’ya kadar ilerledi.

II.Mahmut bu gelişme üzerine İngiltere ve Fransa’dan yardım istese de sonuç alamadı. II.Mahmut “Denize düşen yılana sarılır.” misali Rusya’dan yardım istemek zorunda kalmıştır.

Kütahya Antlaşması (1833) :

Osmanlı’nın Rusya’da yardım istemesinin ardından Rus ordusu boğazı geçerek Üsküdar’da mevzilendi.

Rusya’nın yardımı üzerine boğazlar üzerindeki kendi çıkarlarını korumak isteyen İngiltere ve Fransa , Mısır Valisi ile Osmanlı Devleti arasında Kütahya Antlaşma’sının yapılmasını sağladılar.

Kütahya Antlaşması’na göre;

  • Mehmet Ali Paşa’ya Suriye ve Girit valiliği verilecek.
  • Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa’ya ise Cidde ve Adana valiliği verilecek.

Hünkâr İskelesi Antlaşması (1833) :

Kütahya Antlaşması ile Rus ordusu’nun yardımına gerek kalmasa da, II. Mahmut’un Mehmet Ali Paşa’nın tekrar isyan edebileceğini düşünmesi ve Fransa ile İngiltere’ye güvenmemesi sebebi ile Rusya ile Hünkâr İskelesi Antlaşması’nı imzaladı.

Hünkâr İskelesi Antlaşması’na göre;

  • Osmanlı Devleti’ne bir saldırı olması halinde ihtiyaçları Osmanlı tarafından karşılanmak üzere Rus ordusu yardıma gelecek.
  • Rusya’ya saldırı olursa Osmanlı Devleti boğazları kapatacak.
  • Antlaşma 8 yıl geçerli olacak.

Balta Limanı Antlaşması (1838) :

Osmanlı Devleti Mehmet Ali Paşa’nın giderek güçlenmesinden rahatsız olmaktaydı. Ayrıca Mehmet Ali Paşa, İngiltere’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını zedelemekteydi.

Mısır Sorunu’nda İngiltere’nin desteğini almak isteyen Osmanlı Devleti ile, Doğu Akdeniz’de güçlü bir Mehmet Ali Paşa istemeyen İngiltere arasında geniş ayrıcalıklar içeren ve Osmanlı ekonomisine balta vuran Balta Limanı Ticaret Antlaşması imzalanmıştır.

Balta Limanı Ticaret Antlaşması’na göre;

  • Mevcut kapitülasyonlar devam ederken, İngiltere’ye yeni ayrıcalıklar verilecek.
  • İngilizler,Osmanlı toprakları içinde tarım ürünlerini serbestçe alıp satabilecek.
  • Osmanlı Devleti, ihracattaki yasak ve kısıtlamaları kaldıracak.
  • Yabancı tüccarlar da yerli tüccarların kullandıkları her türlü hakkı kullanabilecek.
  • İhracattan alınan vergiler %12, ithalattan alınan vergiler ise %5 oranında uygulanacak.
  • İngilizler iç gümrük vergisi ödemeyecekler.

Nizip Savaşı (1839) :

Balta Limanı Antlaşması Fransa’yı oldukça rahatsız etmiş ve Fransa Mehmet Ali Paşa’yı tekrar kışkırtmaya başlamıştır. II. Mahmut ise Mehmet Ali Paşa’nın vergileri kesmesinden rahatsızlık duymaya başlamıştır.

Mısır Meselesi 1839’da tekrar silahlı bir hesaplaşmaya dönüşmüş ve Osmanlı ordusu Nizip Savaşı’nda Mısır kuvvetlerine yenilmiştir.

Akdeniz’de bulunan Kaptan-ı Derya Ahmet Paşa, Osmanlı donanmasını İskenderiye’de Mehmet Ali Paşa’ya teslim etmiştir. (Firari Ahmet Paşa Olayı)

Londra Konferansı (1840) :

Mehmet Ali Paşa’nın bu başarısı Hünkar İskelesi Antlaşması gereği Rusya’nın boğazları kullanarak Osmanlı Devleti’ne yardım etme hakkını da beraber getirmiştir. Boğazlar üzerinde Rusya’nın haklarını engellemek isteyen İngiltere ise Mısır Meselesi’ni görüşmek üzere Londra’da bir konferansın düzenlemesini sağlamıştır.

Londra’daki konferans sonucunda imzalanan 1840 Londra Antlaşması’yla Mehmet Ali Paşa’ya Mısır valiliği verilmiş ve Mısır Meselesi çözüme kavuşturulmuştur.

Londra Boğazlar Konferansı (1841) :

Hatırlanacağı üzere Rusya ile imzalanan 1833 yılında imzalanan Hünkar İskelesi Antlaşması’nın geçerlilik süresi 8 yıldı. 1841 yılına gelindiğinde bu süre doldu ve antlaşmanın yenilenmesinden çekinen İngiltere boğazlar sorunun çözümü için yeni bir konferansın toplanmasını önerdi.

Bunun üzerine Londra’da Boğazlar Konferansı toplanmış ve İngiltere, Fransa, Rusya, Avusturya ve Prusya temsilcileri arasında 1841 Londra Boğazlar Antlaşması imzalanmıştır.

1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi’ne göre;

  • Boğazlar Osmanlı Devleti’nde kalacak.
  • Osmanlı Devleti barış zamanında Boğazları yabancı savaş gemilerine kapalı tutacak.
  • Boğazlar ticaret gemilerine açık olacak.

Kırım Savaşı (1853-1856) :

Osmanlı Devleti Tanzimat Fermanını ilan etmiş ve yaptığı yeniliklerle tekrar güçlenmeye başlamıştır. Bu durumdan endişe duyan Rusya ise Osmanlı’yı “Hasta Adam” olarak nitelemiş ve Osmanlı’nın topraklarını paylaşmak için İngiltere’ye antlaşma önerse de İngiltere bunu reddetmiştir. Fransa ve İngiltere’nin desteğini alan Osmanlı kendini güvende hissetmeye başlamıştır.

Osmanlı’ya karşı savaş için tahriklerde bulunan Rusya, Eflak ve Boğdan’ı işgal etmiş, bununla da yetinmeyip Sinop Baskını ile Osmanlı Donanmasını yakmıştır.

Nihayet “Kutsal Yerler” sorunu ile savaş için istediği bahaneyi bulan Rusya, Osmanlı Devleti’ne savaş açmıştır. ( Rusya kutsal yerleri koruma ve buraların bakımı konusunda Osmanlı’dan yeni haklar talep etmiş, Ortodoksları himaye etme haklarını genişletmek istemiş fakat reddedilmiştir.)

Başlayan savaşta İngiltere, Fransa, Avusturya ve Piyemonte (İtalya) ‘nin desteğini alan Osmanlı Devleti, Rusya’yı mağlup etmiştir.

Kırım Savaşı, Türk topçu subayları (1855)
Florence Nightingale

Paris Barış Konferansı (1856) :

Kırım Savaşı sonrasında İngiltere, Fransa, Avusturya, Piyemonte, Osmanlı, Rusya ve Prusya (Almanya) ‘nın katılımıyla Paris Barış Barış Konferansı düzenlendi.

Paris Barış Konferansı’nda 30 Mart 1856’da imzalanan Paris Antlaşması’nın önemli maddeleri şunlardır:

  • Osmanlı Devleti de Avrupa devletler hukukundan yararlanacak ve Avrupa devletleri Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına saygı göstermeyi garanti edecek.
  • Islahat Fermanı hiçbir devletin Osmanlı içişlerine karışma hakkı vermeyecek.
  • Osmanlı Devleti ve Rusya, birbirlerinden aldıkları yerleri ve esirleri geri verecek.
  • Boğazların durumu ile ilgili olarak 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi aynen yürütülecek.
  • Karadeniz; tarafsız duruma getirilecek.
  • Sırbistan, Eflâk ve Boğdan; bazı ayrıcalıklar verilmek üzere Osmanlı Devleti’ne bağlı kalacak.

Balkan Bunalımı (1875) :

Kırım Savaşı’nın intikamını almak isteyen Rusya, Panslavizm ( Slav toplumlarını birleştirme) siyasetini izleyerek Balkan toplumlarını kışkırtmaya ve Osmanlı Devleti’ne karşı isyana teşvik etmeye başlamıştır.

İlk olarak Hersek’in vergi sorunları nedeniyle Osmanlı Devleti’ne isyan etmesiyle Balkan Bunalımı baş göstermeye başlamıştır.

Osmanlı Devleti isyanlar ile önce Bulgar Kilisesi’ne özerlik vermiştir. Bulgar toplumunun bağımsızlık yolundaki ilk adımından sonra Balkanlardaki isyan giderek artmış ve Osmanlı Devleti bu isyanları sert bir şekilde bastırmıştır.

Balkanlar’daki bu durumlardan sonra Osmanlı ekonomisi giderek çökmeye başlamış ve siyasi alanda da önemli olaylar yaşanmıştı. Sadrazam Mithat Paşa ve Hüseyin Avni Paşa öncülüğünde Abdülaziz tahtan indirmiş, V.Murat padişah olmuştu.(1876 – 1876). Ancak V. Murat ruh sağlığı bozuk olduğu için üç ay sonra tahtan indirilmiş, Kanun-u Esasi’yi kabul etmek ve Meşrutiyeti ilan etmek şartıyla II. Abdülhamit padişah yapılmıştı.

İstanbul (Tersane) Konferansı (1876) :

Yönetime gelen Sadrazam Mithat Paşa başkanlığındaki kurul, Kanun-i Esasi’yi hazırlarken; Rusya, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Avusturya Balkanlardaki durumu görüşmek için İstanbul (Tersane) Konferansı’nı düzenlediler.

Tersane Konferansı’nda Osmanlı Devleti’ne bildirilen tekliflere göre;

  • Osmanlı Devleti Sırbistan ve Karadağ’a toprak verecek.
  • Bulgaristan, Hristiyan vali tarafından yönetilecek ve muhtariyet idaresine sahip iki eyalet haline getirilecek.
  • Bulgaristan’da Bulgarca resmi dil olacak ve mahalli milis askeri oluşturulacak.
  • Bulgarlar için genel af ilan edilecek, Müslümanların elindeki silahlar toplatılacak ve bu hususların uygulanması için milletlerarası bir komisyon görevlendirilecek.

Görüldüğü üzere Osmanlı’nın toprak bütünlüğünü koruyacağı sözünü veren İngiltere bu konferansta bu sözünden dönmüştür.

Osmanlı Devleti, bu konferansın toplanmasını ve alınacak kararları içişlerine karışma olarak saymış, bu durumu etkisiz hale getirmek için konferansın toplandığı gün meşruti yönetime geçeceklerini duyurmuşlardır.

Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) (1877-1878) :

Tersane Konferansı’nda Osmanlı toprak bütünlüğüne aykırı olarak alınan kararların Osmanlı Devleti’nin reddetmesinin ardından Rusya 1877’de Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmiştir. Rumi takvimde 1293 yılına denk gelen bu savaşa 93 harbi de denmiştir.

93 Harbi’nde Kafkasya ve Tuna olmak üzere iki cephede savaşmak zorunda kalan Osmanlı Devleti’nde birçok destansı mücadeleye şahit olunmuştur.

Ahmed Muhtar Paşa, Kafkasya’da kendisinden çok çok üstün olan Rus ordusuna karşı sınırlı sayıdaki askeriyle uzun süre direnmiştir. Nene Hatun ve diğer Erzurumlu kahraman vatandaşlar, Aziziye Tabyası’nı Ruslara karşı büyük bir cesaretle savunmuştur. Ne yazık ki Ahmed Muhtar Paşa, Ruslara karşı uzun süre direnmişse de Doğu Beyazıt, Ardahan, Kars ve Erzurum Ruslar tarafından işgal edilmiştir.

Balkanlarda ise Ruslar Tuna Nehri’ni geçerek Osmanlı topraklarına girmeye başlamışlardı. Rus birlikleri Osmanlı ordusunu Plevne‘de abluka altına almış fakat Gazi Osman Paşa ve ordusu Plevne’yi 145 gün boyunca kahramanca savunmuştur. Fakat Plevne 1877’de düşmüştür.

Gazi Osman Paşa Plevne Müze Evi | Tokat
Plevne Marşı 

Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması (1878) :

Rus orduları Edirne ve Silivri’yi de alarak Ayastefanos’a (Yeşilköy) kadar ilerlemiş ve Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kalmıştır.

Ayastefanos Antlaşması’na göre;

  • Büyük Bulgar Krallığı kurulacak.
  • Romanya, Sırbistan ve Karadağ bağımsız olacak.
  • Kars, Ardahan, Batum ve Doğu Beyazıt Ruslara verilecek.
  • Bosna ve Hersek özerk olacak.
  • Osmanlı, Rusya’ya savaş tazminatı ödeyecek.

Dengelerin Rusya lehine bozulduğunu gören Avrupa bu antlaşmaya itiraz etmiş ve Osmanlı Devleti’nin bu antlaşmayı onaylaması ile antlaşma yürürlüğe girmemiştir.

Berlin Antlaşması (1878) :

Avrupalı güçler Ayestefanos Antlaşmasına itiraz ettiler zira Rusya’nın güdümünde güçlü bir Balkan devletinin kurulmasından rahatsız olmuşlardı.

Bunun üzerine Ayastefanos Antlaşması’nın yeniden düzenlenmesi için Berlin’de bir konferans toplandı ve Osmanlı Devleti, Rusya, İngiltere, Almanya, Fransa, Avusturya-Macaristan ve İtalya’nın katılımıyla Berlin Antlaşması imzalandı.

Berlin Antlaşması’na göre;

  • Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız olacak.
  • Ayastefanos Antlaşması ile sınırları çizilen Bulgaristan, Berlin Antlaşması ile üç bölgeye ayrılacak. Buna göre; Osmanlı Devleti’ne bağlı Bulgaristan Prensliği kurulacak, ikinci bölge idari yönden bağımsız olmakla birlikte siyasi ve askeri yönden Osmanlı Devleti’ne bağlı bir eyalet olacak ve üçüncü bölge olarak Makedonya ise ıslahat yapılmak şartıyla Osmanlı Devleti’ne bırakılacak.
  • Girit’te ıslahat yapılacak.
  • Ermenilerin bulunduğu yerlerde (Doğu Anadolu) ıslahat yapılacak. (Ermeni sorunu uluslararası bir sorun haline geldi.)
  • Kars, Ardahan ve Batum Rusya’ya bırakılacak, Doğubeyazıt ise Osmanlı’da kalacak.
  • Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş tazminatı ödeyecek.

Halepa Fermanı (1878) :

1878 Berlin Antlaşması’na Girit ile ilgili eklenen özel madde ile Girit sorunu uluslararası bir boyut kazanmıştır. 1878 Halepa Fermanı ile Girit Rumlarına geniş haklar verilmiş ancak bu haklar, Ada’da yeni isyanların çıkmasına neden olmuştur. Yunanistan’dan Girit’e silah ve asker yardımı gitmiş, adada Müslüman ve Hristiyanlar arasında çatışmalar artmıştır. Bunun üzerine Avrupalı devletler Girit’e donanmalarını göndermiş ve Osmanlı Devleti’nden Girit’e Hristiyan bir valinin tayin edilmesini istemiştir.

Avrupalı devletlerin baskıları sonucu 1896’da II. Abdülhamid, Girit Adası’na yabancı bir vali göndererek Halepa Fermanı’nı yeniden ilan etmiştir.

Fransa’nın Tunus’u İşgali (1881) :

Fransa’dan Alses-Loren‘i alan Almanya ile Mısır’a gözünü diken İngiltere, Berlin Kongresi’nde Tunus’un Fransa’ya verilmesini kararlaştırdılar.

Fransa Osmanlı’nın içinde bulunduğu zor durumdan faydalanarak bölgedeki sınır olaylarını bahane edip Tunus’u işgal etti. Böylelikle Osmanlı Devleti Kuzey Afrika’daki önemli bir toprağını daha kaybetmiş oldu. Hatırlanacağı üzere Kuzey Afrika’da elimizden çıkan ilk yer Cezayir idi.

İngiltere’nin Mısır’ı İşgali (1882) :

1869 yılında Süveyş Kanalı‘nın açılmasıyla Mısır’ın önemi iyice artmıştı. Kanalın açılması sırasında İngiltere finansör olmuş ve Osmanlı’ya kredi vermişti. Osmanlı Devleti bu senetleri ödeyemeyince İngiltere bu durumu bahane ederek Mısır’ı işgal etti.

İngiltere ile arası bozulan Osmanlı Devleti, Almanya’ya yakınlaşmaya başladı ve Almanya hammadde elde edebilmek için Bağdat – Berlin Demiryolu’nun inşasına başladı.

Dömeke Meydan Muharebesi (1897) :

Biraz önce de vurguladığımız üzere Osmanlı Devleti Girit’e Halepa Fermanı ile yabancı bir vali göndermişti. Fakat Girit’li Rumlar adada hiçbir Türk kuvvetinin bulunmasını istememiş ve isyanlara devam etmişlerdir. Bunun üzerine Osmanlı Devleti Yunanistan’a savaş ilan etmiştir.

Osmanlı Ordusu, Dömeke Meydan Muharebesi’nde Yunan ordusunu mağlup etmiştir.

Fausto Zonaro | Dömeke Savaşı

İstanbul Antlaşması (1898) :

Dömeke Zaferi’nin ardından batılı devletlerin araya girmesiyle Yunanistan ile antlaşma imzalanmıştır.

Bu antlaşmaya göre;

  • Girit, Osmanlı Devleti’nde kalacak, yönetimine ise Rus asıllı bir vali atanacak (özerklik).
  • Yunanlılar, Osmanlı Devleti’ne savaş tazminatı ödeyecek.

Bu bilgiler MEB ve Akademik kaynaklar referans kullanılarak hazırlanmıştır.


Görsel Kaynakları:
https://twitter.com/aysekesir/status/1131070920007782401/photo/1
https://tr.wikipedia.org/wiki/Navarin_Deniz_Muharebesi
https://tr.wikipedia.org/wiki/Kavalalı_Mehmed_Ali_Paşa
https://tr.wikipedia.org/wiki/Kırım_Savaşı
https://www.artfund.org/get-involved/art-happens/help-us-shine-a-light-on-florence-nightingale
http://tokat.bel.tr/sayfa/detay/1768
https://www.arthipo.com/tr-tr/fausto-zonaro-domeke-savasi.html

Cevap Yok

Tartışmaya Katılın

Abonelerimiz Arasına Katıl

Sitemize abone olarak en son ders ve yazılardan haberdar olabilirsiniz.

Abone Olduğunuz İçin Teşekkürler...

Bir şeyler ters gitti :(