İnkılap Tarihi

Siyasi Alanda Yapılan İnkılaplar

Bu yazımızda siyasi alanda yapılan inkılaplar ve iç politikada yaşanan bazı gelişmelere yer vereceğiz. Siyasi alanda yapılan inkılaplar konusu; saltanatın kaldırılması,Cumhuriyet’in ilanı, Halifeliğin kaldırılması gibi başlıkları içereceğinden yazımız birazcık uzun olacak fakat sıkılacağınızı düşünmüyorum. 🙂

Siyasi alanda yapılan inkılaplar konumuza geçmeden önce şunu hatırlatmakta fayda var. I. TBMM savaş yıllarında yıprandığı için 1 Nisan 1923’te meclisin seçimle yenilenmesi kararı alınmış ve 11 Ağustos 1923’te de II. TBMM açılmıştı. İşte 11 Ağustos 1923’ten 1 Ekim 1927’ye kadar çalışan II. TBMM’ye inkılapları gerçekleştirmesinden dolayı “İnkılâp Meclisi” de denilmiştir.

Şimdi siyasi alanda yapılan inkılaplar konumuzun ilk başlığını saltanatın kaldırılması ile açalım.

Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922) :

Saltanatın kaldırılması konusunu ayrı bir yazı halinde detaylı olarak şuradan okuyabilirsiniz. Burada biraz daha özet geçeceğiz.

İtilaf Devletleri’nin, İsviçre’nin Lozan kentinde toplanacak olan barış konferansına TBMM’nin yanı sıra İstanbul Hükûmeti’ni de davet etmesi üzerine Mustafa Kemal şu cevabı vermiştir: “Barış konferansında Türkiye Devleti yalnız ve ancak TBMM Hükûmeti tarafından temsil olunur.”

Ülke içinde oluşan bu ikili yönetim TBMM’yi çözüm konusunda harekete geçirmiştir. Fakat meclis içinde bu konu epeyce tartışmalara neden olmuştur.

Meclisteki havanın gerginleştiğini gören Atatürk’ün yaptığı konuşmayla 1 Kasım 1922’de TBMM, saltanatın kaldırılmasına ilişkin kanun teklifini kabul etti ve saltanat resmen kaldırılmış oldu.

Saltanatın sona ermesiyle son Osmanlı Padişahı Vahdettin yurt dışına çıkarıldı ve Tevfik Paşa Hükümeti’ne de son verildi.

İngilizler’in denetimine giren Vahdettin Halifeliği halen elinde bulundurduğundan bu durum İngiltere tarafından “Halife bize sığındı, bundan sonra İslam’ın koruyusu İngiltere’dir.” şeklinde propaganda malzemesi olarak kullanıldı. Bunun üzerine bu propagandanın önlenmesi için Abdülmecit Efendi TBMM tarafından Halife seçildi.

Saltanatın kaldırılmasıyla devletin laikleşmesi yolunda önemli bir adım atıldı ve Osmanlı’nın varlığı resmen sona erdi.

Ankara’nın Başkent Oluşu (13 Ekim 1923) :

Saltanat kaldırılmasıyla Türkiye’nin yeni gündemi ise devletin başkentinin neresi olacağıydı. Zira Lozan‘ın II. TBMM tarafından onaylanmasının ardından İstanbul 6 Ekim 1923 tarihinde İtilaf kuvvetleri tarafından boşaltılmıştı. Bu durum devletin merkezinin artık neresi olacağı tartışmalarına da beraberinde getirdi. Çünkü İstanbul’un dönemin askerî koşullarında savunulması zordu.

TBMM’nin Ankara’da bulunması başkentin Ankara olması tercihini kuvvetlendirmişti. İsmet Paşa, Ankara’nın başkent olmasını öngeren önergeyi 9 Ekim’ye TBMM’ye sundu.

13 Ekim 1923’te “Türkiye Devleti’nin Makarr-ı İdaresi Ankara Şehridir.” şeklinde çıkan kanunla resmen Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti oldu. Böylece merkez tartışması da ortadan kalktı ve Cumhuriyet’in ilanı için de bir adım atılmış oldu.

Siyasi alanda yapılan inkılaplar konumuza Cumhuriyet’in İlanı ile devam edelim.

Cumhuriyet’in İlanı (29 Ekim 1923) :

Cumhuriyet’in ilan edileceğinin mesajı aslında daha önceleri defalarca verilmiş ve zemin oluşturulmuştu. Mesala, Amasya Genelgesi’nde yer alan: “Milletin varlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” ifadesi ve Erzurum Kongresi‘nde yer alan: “Millî iradeyi hâkim kılmak esastır.” kararı ile ileride Cumhuriyet idaresine geçileceğinin mesajı verilmiştir. Ayrıca Meclis’in açılışında alınan kararlarda yer alan: “TBMM’nin üstünde bir güç yoktur.” ilkesiyle de millî egemenlik vurgulanmıştır.

Son olarak ise saltanatın kaldırılmasıyla Cumhuriyet yolunda önemli bir siyasi adım atılmıştır.

Her ne kadar adı konulmasa bile Cumhuriyet için zemin hazırlanmış olsa da bu konuda herkes hemfikir değildi. 9 Ekim 1923’te Ankara’da çıkan “Yenigün” gazetesinde: “Yakında cumhuriyet ilan olunacaktır.” haberinin çıkması da kamuoyunda konuyla ilgili tartışmaları alevlendirmişti.

Bu fikir ayrılıklarları Ekim Bunalımı olarak da bilinen siyasi bir krizi de beraberinde getirmişti. Şöyle ki bakanlık seçimleri farklı siyasi grupların hükümette yer alma çabası yüzünden kilitlenmiş ve meclis çalışmaları iyice yavaşlamıştı.

Bu kriz sonucu Ali Fethi Okyar Hükümeti istifa etti ve Meclis Hükümeti Sistemi’nin olumsuzlukları nedeniyle yeni hükümet bir türlü kurulamadı.

Bu sorunlar nedeniyle bir an önce Cumhuriyeti ilan edip Kabine
Sistemi’ne geçmek gerekmekteydi.

Mustafa Kemal mecliste oluşan bunalımın rejimden kaynaklandığını ve bu bunalımın kabine sistemi ile aşılacağını belirterek cumhuriyetin ilan edilmesine karar verdi.

Nihayet, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi ve Anayasanın birinci maddesinin sonuna yapılan ekle, “Türkiye Devleti’nin yönetim şekli
Cumhuriyet’tir.” denildi.

Cumhuriyetin ilanından sonra sıra seçimlerin yapılmasına geldi. Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı; İsmet Paşa da ilk Başbakanı olarak seçildi.

Cumhuriyet’in ilan edilmesi ile Millî Mücadele sürecinde esas alınan, millî egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu düşüncesi resmen gerçekleşmiş oldu. Kabine sistemine geçilerek yürütme işleri hızlandı. Ayrıca halifeliğin kadlırılması ve diğer inkılapların gerçekleşmesi için ortam hazırlanmış oldu.

CUMHURİYET’İN İLK HÜKÜMETİ
CUMHURBAŞKANIMustafa Kemal ATATÜRK
TBMM BAŞKANIFethi OKYAR
BAŞBAKAN İsmet İNÖNÜ
DIŞİŞLERİ BAŞKANIİsmet İNÖNÜ
GENELKURMAY BAŞKANIFevzi ÇAKMAK
ŞERİYE BAKANIMustafa Fevzi Efendi
İÇİŞLERİ BAKANIA. Ferit TEK
MALİYE BAKANIHasan Fehmi ATAÇ
ADLİYE BAKANISeyit Bey
MİLLİ SAVUNMA BAKANIKazım ÖZALP
MİLLİ EĞİTİM BAKANIİsmail Safa ÖZLER
NAFİA (BAYINDIRLIK) BAKANIA. Muhtar ÇİLLİ
SIHHİYE BAKANIDr. Refik SAYDAM
MÜBADELE, İMAR VE İSKAN BAKANIMustafa Necati Bey
İKTİSAT BAKANIHasan SAKA

Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924) :

Bildiğiniz üzere Halifelik, 1517’de Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethetmesiyle Osmanlı hanedanına geçti. Bu sıfat Osmanlı Devleti İslam Dünyas’nda birleştirici bir rol üstlendi. Fakat özellikle Balkan Savaşları ve 1.Dünya Savaşları’yla birlikte milliyetçilik akımı etkisine kapılan bazı uluslar başkaldırmaya başlayınca halifelik makamı da siyasi rolünü kaybetmeye başladı. Öyle ki 1. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti
bütün Müslümanları İtilaf Devletleri’ne karşı birleştirebilmek için “Kutsal Cihat” ilan etmiş ancak başarılı olamamıştır.

1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılırken ortam müsait olmadığından halifelik makamına dokunulmamış, TBMM, Vahdettin’in yerine hanedandan Abdülmecit Efendi’yi halife olarak tayin etmiştir. Fakat Abdülmecit Efendi’nin kendisini meclisin üzerinde görmesi ve meclisi denetim
altına almak istemesi millî egemenliğe ters düşmekteydi.

Halifeliğin kaldırılmasının birçok sebebi var. Bunları bir kez maddeler halinde görmekte fayda olacaktır.

Halifeliğin kaldırılmasının nedenleri şunlardır:

  • İnkılapların önünde engel olması.
  • Cumhuriyet ile uyuşmaması.
  • Laikliğin önünde engel olması.
  • Halife Abdülmecit’in padişah gibi davranmaya başlaması.
  • TBMM içindeki bazı vekillerin Halife taraftarlığı yaparak siyasi ahengi bozması.
  • İngilizler’in kadrolarında görevli olan Seyyid Emir Ali ve Ağa Han’ın Türkiye’nin içişlerine karışıldığını ortaya koyan mektubunun muhalif gazetelerden Tanin adlı gazetede yayımlanması.

Mustafa Kemal bu nedenlerden dolayı halifeliğin kaldırılması konusunu 3 Mart 1924 tarihinde mecliste dile getirmiş ve yine 3 Mart 1924 günü TBMM’de kabul edilen bir kanunla tartışmalar arasında halifelik kaldırılmıştır.

💯 Halifeliğin kaldırılması teklifini Urfa Mebusu Şehy Saffet Efendi vermiştir.

3 Mart 1924 tarihinde yaşanan diğer gelişmeler ise şunlardır:

  • Tevhid-i Tedrisat Kanunu
    • Önergeyi Manisa Mebusu Vasıf Bey 50 vekil ile birlikte vermiştir.
    • Eğitim ve öğretim birleştirilerek devlet denetimine alınmıştır.
    • Tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır.
    • Medreseler kapatılmış, çağdaş okullar açılmıştır.
  • Şer’iyye ve Evkaf Vekaleti’nin Kaldırılması
    • Önergeyi Siirt Mebusu Şeyh Saffet Efendi 50 vekil ile birlikte vermiştir.
    • Şer’iyye ve Evkaf Vekaleti kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
    • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulması ile Şeyhülislamlık sona ermiştir.
  • Erkan-ı Harbiye Vekaleti’nin Kaldırılması
    • Erkan-ı Harbiye Vekaleti kaldırılarak yerine Genel Kurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı kurulmuştur.
    • Ordu ve din işleri siyasetten ayrıldı.
  • Osmanlı Hanedanı Mensuplarının Yurt Dışına Çıkarılması
    • Önergeyi Siirt Mebusu Şeyh Saffet Efendi 53 vekil ile birlikte vermiştir.
    • Bu yasak kadınlar için Adnan Menderes Dönemi’nde (1952), erkekler için ise Bülent Ecevit Dönemi’nde (1974) kaldırılmıştır.

Halifeliğin kaldırılması ile;

  • İnkılapların önündeki en büyük engel kalktı.
  • Yabancı devletlerin bu bahane ile içişlerimize karışması önlendi.
  • Ulus toplum anlayışı güçlendi.
  • İki başlılık sona erdirildi.
  • Milli Egemenlik anlayışı güçlendi.
  • Laikleşme yolunda en önemli adım atıldı.
  • Şeyhülislamlık makamı sona erdirildi.

Bu bilgiler MEB ve Akademik kaynaklar referans kullanılarak hazırlanmıştır.


Görsel Kaynakları:
http://theory.clickblatt.info/fill/cumhuriyetin+ilanı+ve+önemi.asp

Tartışmaya Katılın

Abonelerimiz Arasına Katıl

Sitemize abone olarak en son ders ve yazılardan haberdar olabilirsiniz.

Abone Olduğunuz İçin Teşekkürler...

Bir şeyler ters gitti :(